Aklın Özellikleri

Aklın Özellikleri

Akıl en büyük kalkandır; Rivayetlerde akıl, hidayet çırağı, keskin kılıç ve güvenilir bir müşavir sıfatlarıyla tanımlanmıştır.

AKLIN ÖZELLİKLERİ
1) Akıl en büyük kalkandır; Rivayetlerde akıl, hidayet çırağı, keskin kılıç ve güvenilir bir müşavir sıfatlarıyla tanımlanmıştır. Buda aklın ne kadar önemli olduğunun göstergesidir.
İnsandaki akıl, nefis mücadelesine karşı oldukça etkili ve aynı zamanda da çok tehlikelidir. İnsan, akıl ve şehvetten meydana gelmiş bir yaratıktır ve her birinin kendine has çalışkan ve aktif askerleri vardır.
İmam Ali (Aleyhisselam)  aklı keskin bir kılıca benzeterek şöyle buyuruyor; “Akıl keskin bir kılıçtır, heva ve hevesini akılla öldür.(1)”
Akıl ve nefis savaşında şehvetin galip gelmemesi için akılı devamlı zinde tutmalı, nefsi öldürmeli ve ona fırsat verilmemelidir. Nefis ne kadar kontrol altında tutulursa akıl bir o kadar sağlıklı olur ve huzur bulur.
İmam Ali (Aleyhisselam) başka bir hadiste şöyle buyuruyor; “O, salihler aklını diriltmiş, şehvetlerini öldürmüşlerdir.(2)”
Hazret, gerçek muttakilerin sıfatını sıralarken şöyle beyan etmiştir; “Onlar, şehvetleri ölmüşlerdir.(3)”
Yani muttakilerin akılsal özellikleri onların hayvani özelliklerine hâkim olmuştur.
Eğer insan akıl kılıcıyla o yedi başlı nefis canavarını öldürmezse, o canavar aklı öldürerek devre dışı bırakacaktır.
2) Akıl en güzel nasihatçidir; Eğer insan samimi bir şekilde gerçekten de yapacağı işlerde akılla istişare ederse akıl onu hiç bir zaman yanıltmaz ve aldatmaz.
İmam Ali (Aleyhisselam) şöyle buyuruyor; “Akıl kendisinden öğüt isteyene ihanet etmez.”(4)
Bu emin ve güvenilir nasihatçi, gerçekleri olduğu gibi doğru bir şekilde insana aktarmaktadır, aklın nasihatinden yüz çevirip nasibini almayanlar büyük zarar ve hüsrana uğramışlardır. Kur'an Kerim kıyamette cehennem ehlinin kavliyle şöyle buyuruyor “Ve şayet (peygamberlere) kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık! Diye ilave ederler.(5)
3) Akıl iyilikleri ve hakikatleri gösteren bir aynadır: Onu kırıp, tozlandırmamak ve nefsin esaretine terk etmemek şartıyla görevinde hiç bir aksaklık yapmaz.
4) Akıl rehber ve mürşittir: Yüce Allah saadet ve dalalet yollarını peygamberlere akıl ve vahiy yoluyla bildirdi.  “Dinde zorlama yoktur”(6)  ayeti insanın yol seçiminde bilinçli olarak özgür olduğunu vurguluyor. İnsan eğer bağnazlıktan uzak doğal bir seçim yapmak istediğinde aklın sözlerine kulak verirse saadet ve Allah'a giden yola hidayet olur.
İmam Ali (Aleyhisselam) şöyle buyurmaktadır; “İnsanın en üstün nasibi akıldır, zelil olsan akıl onu aziz yapar, düşerse kaldırır, saparsa kurtarır, konuştuğunda akıl onu yönlendirir.”(7)
İmam Ali (Aleyhisselam) buyuruyor; “Aklından, doğru yolu batıl yoldan ayıracak kadarı sana yeter.”(8) Aklın en küçük hizmeti insanı başıboş yolda bırakmamasıdır ve onun rehberliğini kabul edip etmemekte insanın kendisine bırakılmıştır.
Nizami Gencevi ne de güzel demiştir;
 “Can, çırağdır, akıl ise yağıdır.
 Akıl candır, canımız ise onun tenidir.
 Akıl ve can Allah'ın nimetleridir.
 Can daima akılla zindedir.”
Kim akıldan medet ve yardım dilerse ona yardım eder.
İmam Ali (Aleyhisselam) şöyle buyuruyor; “Kim aklından yardım isterse akıl ona yardın edecektir.”(9)    
5) Akıl Hatırlatıcıdır: Allah'ı anmak kalbe safa ve nuraniyet bahşederek aklı ilahi ilhamlara amade eder. Zikir ile batına safa vermek ve kalbi cilalamak aktif bir aklın belirtisidir.
İmam Ali (Aleyhisselam), Allah’ın kendilerine sırlarını açtığı salih kulları överken şöyle buyuruyor; “Allah'ın fikirlerine ve akıllarına ilham ettiği, akıl ve düşünceleriyle konuştuğu kullar var olmuştur.  Bunlar, gözlerindeki, kulaklarındaki ve kalplerindeki uyanış nuruyla aydınlanmışlar ve Allah'ın günlerini hatırlamışlardır.”(10)
Hz. Ali'nin (Aleyhisselam) bu buyruklarından da anlaşıldığı gibi eğer akıl, nefsanî tutkuların esaretinden kurtulup, özgürce görevini ifa ederse nefis karşısında keskin bir kılıç, güvenilir bir müşavir, gerçeği yansıtan bir ayna, insanları gafletten uyandıran bir hatırlatıcı, insanın batınında ilahi bir nur ve öğretmen olarak doğru yolu gösterir. Ancak bunun bir şartı vardır; unutmamak gerekir ki onun önünde samimi ve edepli bir şekilde diz çöküp irşat ve emirlerine kulak verilmelidir.
…………………………………………….
1-Nehcü’l-Belaga, Hikmet, 54
2- Nehc'ül Belağa Hutbe, 220
3- Nehc'ül Belağa Hutbe, 220
4- Nehcü’l-Belaga, Hikmet, 281
5- Mülk, 10
6- Bakara, 256
7- Gureru’l Hikem, c. 1, s. 86, h. 3354
8- Nehcü’l Belaga, Hikmet, 421
9- Gureru’l Hikem, c. 1, s. 98, h. 7756
10- Nehcü’l Belaga, Hutbe, 222

Google+ WhatsApp