Gıybetle İlgili Ayetler

Gıybetle İlgili Ayetler

Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? İğrendiniz değil mi? O halde Allah'tan korkun; şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir."


GIYBETLE İLGİLİ AYETLER
1. Ayet
وَلا يَغْتَبْ بَعْضُکُمْ بَعْضًا اَيُحِبُّ اَحَدُکُمْ اَنْ يَأکُلَ لَحْمَ اَخيهِ مَيْتًا فَکَرِهْتُمُوهُ
"Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? İğrendiniz değil mi? O halde Allah'tan korkun; şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir." (1)
Ayetin İniş Sebebi:
Peygamber efendimizin (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) iki ashabı, Selman-ı Farisî'nin gıybetini ettiği için bu ayet nazil olmuştur.
Selman'ı Resul-i Ekrem'e yemek götürmesi için göndermişlerdi. Peygamberimiz de Selman'ı Usame b. Zeyd'in yanına gönderdi. Çünkü Usame, beytülmal görevlisiydi. Usame de "Şimdilik verilecek bir şey yok" demişti.
İki arkadaş, Usame hakkında, "O, cimrilik yaptı" dediler. Selman için de; "Onu Semiha kuyusuna gönderecek olsak onun da suyu kurur!" dediler. Ayrıca kendileri bizzat Usame'nin yanına gelerek olayı soruşturdular.
Peygamber efendimiz (s.a.a) onlara, "Ağızlarınızda et çiğnediğinizi görüyorum" buyurdu. Onlar, "Ey Allah'ın resulü! Biz bugün asla et yemedik" dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Evet, Selman ile Usame'nin gıybetini ederek onların etini yediniz!"
Bu olay üzerine yukarıdaki ayet nazil oldu. Böylece bütün Müslümanlar gıybetten men edil-di. (2)
Ayetin Kısaca Tefsiri:
Allah, bu ayette ilginç bir benzetme yapmıştır: Ayet, inanan bir Müslüman'ı "kardeşe", onurunu "etine" ve gıybeti edileni (habersiz olduğu için) "cenazeye" benzetmektedir.
Bu tabirler gıybetin ne denli kötü ve korkunç bir günah olduğunu sergilediği gibi, bunu yapanın ne derecede vahşi, acımasız, saldırgan ve vicdansız biri olduğunu da vurgulamaktadır. Zira insan ne olursa olsun, kardeşine ve onun cenazesine saygılı olmayı gerekli bilmektedir. Kardeşinin cenazesini yemeyi aklından geçirmediği gibi, ona en ufak bir saygısızlığı da asla düşünmez.
Gıybet eden kimse, sıradan ve seviyesiz kimsedir. Kardeşinin etini yemekle kalmaz, bu ziyafete başkalarını da davet eder. Allah, insanlara yapmış oldukları günahların gerçek yüzünü hatırlatmak için, "meyte" (ölü) tabirini kullanarak, onları bu gafletten uyandırmak ve böylece tiksindikleri, iğrendikleri, kınadıkları ve nefret ettikleri şeylere kendilerini de bulaştırmalarını engellemek istemektedir.
İnsan için "Ölü kardeşinizin etini yemek ister misiniz?" sorusu o kadar nefret uyandırıcı bir tekliftir ki, böylesi bir teklifte bulunan kimseyi sıradan bir insan olarak görmek asla kabul edilemez.
İşte bu yüzden Allah, insanı "Tiksindiniz/iğ-rendiniz değil mi?" diye sorgulamakta, "Öyleyse tiksindiğiniz ve nefret ettiğiniz bu gibi şeylerden sakının, kardeşinizin gıybetini ederek onun etini yemeyin!" buyurmaktadır.
2. Ayet
وَيْلٌ لِکُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ
"(İnsanları) diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp alay eden her fesat kişinin vay haline !" (3)
Ayetin İniş Sebebi:
Bazı müfessirlere göre bu ayet, Velid b. Mu-gîre hakkında nazil olmuştur. Zira Mugîre, Peygamber efendimizin (s.a.a) arkasından konuşuyor ve onunla alay ediyordu.
Bazı müfessirler de, bu ayetin Ehnes b. Şerik, Ümeyye b. Halef ve Asım b. Vail gibi müşriklerin önde gelenleri hakkında nazil olduğunu bildirmişlerdir. (4) Bilindiği üzere, ayetler belirli kimseler hakkında inmiş olsa da, sadece bu kimselerle sınırlandırmak yanlıştır. Dolaysıyla bu ayetler, aynı sıfatlara sahip olan herkese hitap etmektedir. Ama "Zikredilen şahıslar, zamanlarının en bariz örnekleridir" denilebilir. Günümüzde de bu a-yetlerin muhatabı olan birçok kimse vardır. Öyle olmaktan Allah'a sığınırız.
Ayetin Kısaca Tefsiri:
Bu surenin ilk ayetine dikkat ettiğimiz zaman, gıybetin ne kadar kötü, korkunç ve gazapla dolu bir günah olduğu dikkat çekmektedir. Zira Allah, bu sureye tehditle başlamıştır.
"Humeze" ve "lumeze"nin sözlük anlamı: Humeze, kelime anlamı bakımından "kırmak" anlamına gelir. Gıybet edene de, karşı tarafın şahsiyetini kırdığı için humeze denilir. Bu iki kelimenin anlamlarının bir olup olmadığı konusunda müfessirler arasında görüş ayrılığı vardır. (5) Görüşler şundan ibarettir:
a)Humeze ve lumeze eş anlamlı kelimelerdir. Bu durumda iki kelimenin yan yana zikredilmesi tekit içindir. (6)
b)Humeze gıybet etmek, lumeze ise kusur aramak anlamındadır. (7)
c)Humeze el, kol ve baş işaretleriyle kusur aramak, lumeze ise dille kusuru söylemektir.
d)Humeze insanın yüzüne karşı, lumeze ise arkasından konuşmak, kusurunu açığa çıkarmak demektir. (8)
e)Humeze açıkta, lumeze ise gizlide kusuru söylemektir.
f)Her iki kelime de başkalarını kötü ve çirkin lakaplarla anan kimse anlamındadır.
Bu görüşlerden sonra humeze'nin gıybet olduğu görülmektedir. Dolaysıyla bu ayete dayanarak gıybetin korkunç bir günah olduğunu ve kınandığını ispat etmiş oluyoruz.
İslam dini insanların şahsiyetine önem veren bir dindir. Bundan dolayı şahsiyetleri kıran, inciten ve aşağılayan her şeyi büyük günah olarak bilmektedir. Toplumda insanların şahsiyetini en çok zedeleyen unsurlardan birinin de gıybet olduğu herkesçe bilinmektedir.
Humeze'nin (gıybetin) çirkinliğini İmam Sadık'ın (a.s) şu hadisi açık bir şekilde ortaya koymaktadır: İmam babasından, O da babasından, onlar da babalarından Resul-i Ekrem'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmektedirler:
اَلْمَسُوخُ مِنْ بَنی آدَمَ ثَلاثَةُ عَشَرَ اِلی اَنْ قالَ: اَمّا الْعَقْرَبُ فَکانَ رَجُلاً هُمازًا لُمازًا فَمَسَخَهُ اللهُ عَقْرَبًا
"Âdemoğullarından değişim geçiren (9) on üç canlı vardır… Akrebe gelince; aslında o, gıybet eden bir kimseydi, derken Allah onu akrebe çevirdi."
3. Ayet
هَمّازٍ مَشّاءٍ بِنَميمٍ
"(Herkesi) kınayan, söz götürüp getiren…" (10)
Bu ayet, Peygamber efendimizin (s.a.a) düşmanlarının özelliklerinden biri olarak gösterilmiştir. Zira Kalem suresinin ilk ayetlerinde Peygamber efendimizin ahlakî özellikleri, daha sonrasında ise, düşmanlarının özellikleri bildirilmektedir. Bu özellikler arasında gıybet günahıyla vasıflanmaları oldukça dikkat çekmektedir.
"Hemmaz" hemz kökünden olup, gıybet etmek ve kusur aramak anlamlarına gelir. "Nemim" ise habercilik anlamındadır. (11) Taraflar arasında git-gel yapan, söz dolaştıran ve düşmanlık icat edip fesat çıkaran kimseler bu tür kimselerdir.
Ayette, "Hemmaz" ile "meşşa" kelimeleri, A-rap edebiyatına göre mübalağa kipinde gelmiştir. Bu da, aynı özellikteki kimselerin bu işlerini ısrarla yaptıklarını vurgulamaktadır.
el-Mizan yazarı Allame Tabatabaî, mezkur ayetin tefsirinde şöyle der: "Hemmaz, hemz kökünden olup, ayıp ve hakaret anlamına gelmektedir. Bazıları da göz ve işaretle yapılan hakaret olduğunu savunmuşlardır. Bazen de çok gıybet eden kimse için söylendiği bildirilmiştir. (12)
4. Ayet:
إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ 
"İnsanlar arasında edepsizliğin (günahın) yayılmasını isteyenler için dünyada da ahirette de acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (13)
Allah-u Taâla, bu ayette genel bir kuralı beyan etmiş, "her türlü kötülük ve günahın yayılmasının yasak olduğunu" bildirmiştir. Burada günahı yaymayı sevenlerin kınanmış olması, olayın çirkinliğini açıkladığı gibi, bu konunun ne kadar tekit edildiğini de gözler önüne sermektedir.
Fehşâ kelimesi hakkında kısa bir açıklama:
Ragıb İsfahanî'ye göre, "fehşâ, fehş ve fahişe" kelimeleri, oldukça çirkin söz ve davranışlar için kullanılır. (14)
"Büyük günah ve çirkin amellerden sakınanlar…"(15) ayetinde de olduğu gibi, Kurân-ı Kerim'de da bu anlamda kullanılmıştır. Bu anlama dikkat edilecek olursa fehşa, cinsel meselelerden öte, her türlü günahın yayılmasını da kapsamaktadır.
Günahların yayılmasında gıybetin büyük rol oynadığı oldukça açıktır. Zira günahlar başkasına bu kanalla ulaşır ve yayılır. Dolaysıyla bu ayete dayanarak gıybetin haram olduğunu (kötülüklerin ve günahların yayılmasının en bariz mısdakı olduğu için) söyleye biliriz.
Hadislerde de günahı yaymanın çok çirkin bir şey olduğu göze çarpmaktadır. Örneğin Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sel-lem) bu konuda şöyle buyurmaktadır:
"Günahı yayan, onu yapan gibidir." (16)
Bu konuyla ilgili olarak, İmam Musa Kâzım'dan (aleyhisselam) şöyle bir rivayet nakledilir:
Adamın biri İmam'ın yanına gelerek "Bir din kardeşimin hoş olmayan bir şey yaptığını duydum. Bunu kendisine sorduğumda onu reddetti. Oysaki olayı güvenilir kimselerden duymuştum" dedi. Bunun üzerine İmam (aleyyhisselam) şöyle buyurdu:
 کَذِّبْ سَمْعَکَ وَ بَصَرَکَ عَنْ اَخيکَ وَ اِنْ تَشْهَدَ عِنْدَکَ خَمْسُونَ قِسامَةً وَ قالَ لَکَ قَوْلٌ فَصَدِّقْهُ وَ کَذِّبْهُمْ وَ لا تُذيعَنَّ ما عايَبَهُ شَیْءٌ تُشينُهُ بِهِ وَ تَهْدِمُ بِهِ مُرُوَّتَهُ فَتَکُونَ مِنَ الَّذينَ قالَ اللهُ :اِنَّ الَّذينَ يُحِبُّونَ اَنْ تَشيعَ الْفاحِشَةُ فی الَّذينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذابٌ اَليمٌ في الدُّنْيا وَ الْآخِرَةِ
"Kardeşin hakkında gözünü ve kulağını yalanla. Hatta elli kişi yeminle o işe şahit olduklarını söyleseler bile kabul etme. Kardeşinin sözünü kabul et ve onun kişiliğini lekeleyecek şeyleri asla toplumda yayma; yoksa sen de Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden olursun: (17)
إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ 
"İnsanlar arasında edepsizliğin (günahın) yayılmasını isteyenler için dünyada da ahirette de acı bir azap vardır." (18)
"Günahın yayılmasını isteyenler" kısmına dikkatlice baktığımızda, günahın yayılmasını isteyenlerin, günahı hafife aldıkları görülmektedir. Zira günah hafife alınmaz ve küçümsenmezse, başkalarına yayma isteği de olmaz. Bu tür insanlar kendilerini çok korkunç bir uçurumdan aşağı bırakmaktadırlar. Nitekim İmam Ali (aleyhis-selam) da günahların en çirkini hakkında şöyle buyurmaktadır:
"En çirkin ve en şiddetli günah, hafife alınan günahtır." (19)
Sonuç: Gıybetle ilgili ayetlere dikkat ettiğimiz zaman; gıybetin büyük günahlardan olduğu görülmektedir. Hucurat suresinde Allah, insanları gıybetten men ederek bunun, kardeş etini yemek kadar çirkin bir davranış olduğunu vurgulamaktadır.
Başka bir ayette de gıybet ederek günahların yayılmasına neden olan kimseleri, dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağını vaat etmiştir. Dolayısıyla azapla tehdit edilen her türlü günah büyük günah olduğu ve gıybet de aynı özelliği taşıdığı için "Gıybet büyük günahtır" diyoruz.
……………………………………..
1-Hucurat, 12.
2- Mecmau'l-Beyan, c.9, s.135; Tefsiru'l-Kurâni'l-Azim, c.4, s.191; Tenbihu'l-Gafilin.
3- Humeze, 1.
4- el-Mizan fi Tefsiri'l-Kurân, c.20, s.507; Tefsir-i Numune, c.27, s.308.
5- Tefsir-i Numune, c.27, s.309-310.
6- Mecmau'l-Beyan, c.6, s.229.
7- Mecmau Verram, s.124.
8- Mecmau'l-Bahreyn, c.4, s.34.
9-Değişim geçirmelerinden maksat, önceki kavimlerin yapmış oldukları birtakım günahlardan dolayı Allah tarafından insan şeklinden çıkarılmalarıdır. Allah'a isyan eden Yahudilerin maymun şekline dönüşmeleri de bunlardan biridir. Yüce Allah bu tür azapları Resul-i Ekrem'in (s.a.a) ümmetinden kaldırmıştır.
10- Kalem, 11.
11- Tefsir-i Numune, c.24, s.385.
12- el-Mizan fi Tefsiri'l-Kurân, c.20, s.29.
13- Nur, 19.
14- Tefsir-i Numune, c.14, s.403-404.
15- Şura, 37.
16- Usul-u Kafi, c.2, s.
17- Nuru's-Sakaleyn, c.2, s.582.
18- Nur, 19.
19- Nehcü'l-Belaga, Hikmetli Sözler bölümü, s.348.

Google+ WhatsApp