Ehl-i Sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız, özünüzdür.
Ayetullah Sistani

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Din, İman, Mümin, Müslim, Kurân, İbadet
 
 
İman dört direk üstünde durur: Sabır, yakin, adalet, cihat. Sabır dört kısımdır: Özlem, korku, çekinmek, tetikte durmak.

02/10/2010

 Din, İman, Mümin, Müslim, Kurân, İbadet (Nehcü'l-Belaga)
(İmandan sorulduğu vakit buyurmuşlardır ki:)
* İman dört direk üstünde durur: Sabır, yakin, adalet, cihat. Sabır dört kısımdır: Özlem, korku, çekinmek, tetikte durmak. Cenneti özleyen dileklerden vazgeçer. Cehennemden korkan haramlardan çekinir. Dünyada çekinen kişi, dünya musibetlerini hiçe sayar. Ölüme karşı tetik duransa hayırlı işlere koşar.
Yakin de dört kısımdır: Akıllılık, hikmeti yormak, geçmişlerden öğüt almak, geçenlerin yolunu yordamını izlemek. Akıllılıkta gözü açık olana hikmet aydınlanır. Himeti apaydın gören ibret alır. İbret alansa geçmişlerdenmiş gibi hareket eder. Dünyaya da aldanmaz.
Adalet de dört kısımdır: Anlayışta derine dalmak, bilgide derin olmak, aydın hükümle karara varmak, hilimde direnmek. Kim anlayış sahibi olursa, ilmin dibine dalar; kim ilmin dibine dalarsa hükümde yol yordam neyse elde eder; hilim sahibi olansa yaptığı işte ileri gitmez, insanlar arasında tertemiz yaşar.
Savaş da dört kısımdır: Doğruyu buyurmak, kötülüğü nehyetmek, gerçek işlerde doğru olmak, gerçeğe uymayanlara düşmanlık gütmek. Doğruyu buyuran kişi inananların bellerini doğrultur; kötülüğü nehyeden, münafıkların burunlarını kırar; gerçek işlerde doğru hareket eden, kendisine gereken şeyi yapar; kötülüklere, gerçeğe uymayanlara düşman olan, Allah için kızan kişiyse öyle bir hâle erer ki, Allah onun yüzünden onun düşmanlarına kızar ve kıyamet gününde onu razı eder.
Küfür de dört direk üstünde durur: Doğru olmayan şeylerde derine dalmak, kavga yolunu tutup ululanmak, gerçekten sapmak, aykırı yol tutmak. Gerçek olmayan şeylerde derine dalan, gerçeğe ulaşamaz; bilgisizlikle kavgaya girişen, kavgayı çoğaltan, gerçeğe karşı kör olur kalır. Kim gerçekten saparsa iyi şey ona kötü görünür; kötülükse güzelleşir; sapıklık sarhoşluğuna tutulur. Aykırı yol tutanınsa yolları güçleşir, işleri sarpa sarar, kurtuluş yolu da daraldıkça daralır.

Şüphe de dört direk üstünde durur: Batıl üzere savaşmak, korkmak, işkile düşmek, sapıklığa teslîm olmak. Savaşmayı âdet edinmenin gecesi sabah olmaz. Korkanın önündeki ardına düşer. Şüpheye yolunda yelip yortanı o şüphe, şeytanların ayakları altına atar; dünya tehlikeleri yüzünden sapıklığa teslim olansa dünyada da helâk olur, âhirette de.
* İnsanlar, dünyâlarını düzene sokmak için dinlerine ait bir şeyi terk ettiler mi Allah onları ondan daha zararlı bir şeye uğratır.
* Farzlara zarar veren nâfilelerle yakınlık olamaz.
* Sizi İslâm'a öylesine bir nispetle mensup sayayım ki benden önce kimse böyle bir nispeti söylememiştir. İslâm teslîm oluştur; teslîm oluş yakindır; yakin gerçeklemektir; gerçeklemek ikrardır; ikrar emre uymaktır; emre uymaksa o emirleri yerine getirmektir.
* Yaradanın büyüklüğü, yaratılanı gözünde küçültür.
* Namaz, her temiz kişinin Tanrı'ya yaklaşmasıdır. Hac, her zayıfın savaşıdır. Her şeyin zekâtı vardır; bedenin zekâtı da oruçtur. Kadının savaşıysa kocasıyla iyi geçinmesidir.
* Nice oruçlu vardır ki orucundan elde ettiği ancak açlıktır, susuzluktur. Nice geceleri ibâdetle geçiren vardır ki o kulluktan elde ettiği şey, uykusuzluktur, yorgunluktur. Ne mutlu aklı başında olan âriflerin uykusu ve yemesi.
* Ne mutlu âhireti anan, soru için iş gören, nâil olduğuna, hakkına kanaat eden ve Allah'tan razı olan kişiye.
* Yaradana isyan hususunda yaratılmışa itâat olamaz. Suçtan vazgeçmek tövbe etmekten ehvendir.
(İmandan sorulduğu vakit buyurdular ki:)
* İman gönülle tanımak, dille ikrâr etmek, âzâ ile de kullukta bulunmaktır.
* Bir bölük halk sevâp için Allah'a kulluk eder; bu kulluk, tâcirlerin kulluğudur. bir bölük de Allah'a korkudan kulluk eder, bu da kölelerin kulluğudur. Bir bölükse, Allah'a şükrederek kullukta bulunur; işte hür kişilerin kulluğu budur.
* Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah'ı, yapmayı iyice dilediğim şeyleri yapmamakla, bağladığım düğümleri çözmekle tanıdım.[1]
* Allah imânı şirki temizlemek, namazı ululuğu bırakmak, zekâtı rızka sebep olmak, orucu kulların ihlâsını sınamak, haccı dîni kuvvetlendirmek, savaşı, İslâm'ı yüceltmek, doğruyu buyurmayı halkı düzgün bir hâle sokmak, kötülükten nehyetmeyi, kötü kişileri fenalıktan çekmek, yakınlarla buluşup görüşmeyi, onları görüp gözetmeyi, Müslümanların sayılarını çoğaltmak, kısâsı onları korumak, ahitleri yerine getirmeyi, haram olan şeylerin ne kadar kötü olduğunu anlatmak için emretti. İçkiyi aklı korumak, hırsızlığı temizliği bildirmek, zinâyı soyu-sopu gözetmek, livâtayı nesli çoğaltmak için nehyetti. Tanıklıkta bulunmayı kulların haklarını yerine getirmek için buyurdu. Yalanı bırakmayı gerçeğin yüceliğini bildirmek için emretti. Selâm vermeyi zarardan, korkudan korunmamız, İmâmeti ümmetin düzenini sağlamak, imâma itâat etmeyi de imâmeti ululamak için emir buyurdu.[2]
(Kaderden sorulunca buyurdular ki:)
* Kapkaranlık bir yoldur, gitmeyin o yola. Pek derin bir denizdir,  dalmayın o  denize. Allah'ın sırrıdır, uğraşmayın onunla.
(Birisi, Şam'a gidişiniz Allah'ın kazâ ve kaderiyle değil midiydi diye sorunca bu soruya uzun uzun cevap verdiler. Bu arada buyurdular ki:)
* Yazık sana, sen kazâyı yerine gelmesi, kaderin mutlaka olması gerekli sanmadasın. İş böyle olsaydı sevap ve ikab batıl olur, vaat ve vaidin ortadan kalkması icâb ederdi. Oysa ki noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, kullarını yapacakları işlerde muhayyer bırakarak emretmiş, kötülüklerden çekinmelerini bildirerek nehyetmiştir. Emir de, nehiy de, kulun ihtiyârını ortadan kaldırmamış, kudretini yok etmemiştir. Onlara kolay olanı teklif etmiş, zor olanı buyurmamıştır. Az iyiliğe çok sevap vermiştir. Kul mağlûp olarak isyan etmez; mecbur olarak itâatte bulunmaz. O peygamberleri bir oyun için göndermemiş, kitabı abes olarak indirmemiş, gökleri ve yeryüzünü, ikisi arasında yaratılanları boş yere yaratmamıştır. "Bu, kâfir olanların zannı. Artık vay haline kâfirlerin ateşten."(38, Sâd, 27).

Ebu-Câ'fer Muhammed b. Aliyy'il-Bâkır aleyhimes-selâm'dan rivâyet edilmiştir. buyurmuşlardır ki:
* Yeryüzünde Allah azâbından iki aman verdi; biri kaldırıldı; öbürüne yapışın. Kaldırılan aman Allah'ın salâtı o'na ve soyuna olsun, Rasûlullah'tı, Duran, kalan amansa istiğfardır. Allah Teâlâ "Sen, onların içinde oldukça onları azaplandırmaz ve gene yarlıganma dilerlerken, Allah, onlara azap vermez" buyurmuştur. (8, Enfâl, 33).
* Tam fakih o kişidir ki insanları Allah'ın rahmetinden ümitsiz hâle düşürmediği, Allah'ın lütfünden onları meyûs etmediği gibi Allah'ın mekrinden de onları emin etmez.
* İnananların zanlarından sakının; çünkü yüce Allah gerçeği onların dillerine ilhâm eder.[3]
* Kur'an'da sizden öncekilere ait olaylar, sizden sonraki zamanlara ait haberler, aranızda cârî olacak hükümler vardır.
* İnananın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin. Susması fazladır; vakti yoktur. Çok şükreder, çok sabreder. Düşünceye dalmıştır, ihtiyacı olanları görünce kendi ihtiyacını hatırlamaz bile. Huyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, huy bakımından kuldan alçak.
* Amelsiz sevap dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer.
* Bu ümmetin en hayırlıları hakkında bile Allah'ın azâbından emin olmamalısın; çünkü yüce Allah "Allah azâbından emin olanlar ancak zarara uğramış topluluk-lardır" buyurmuştur (7, A'râf, 99); bu ümmetin en kötüsü hakkında bile Allah'ın rahmetinden ümit kesmemelisin; çünkü Allah, "Allah'ın rahmetinden kâfir olan topluluktan başka kimsecikler ümit kesmez" buyurmuştur. (Yûsuf, 87).
* İnanan kişinin günde üç işi vardır: Bir zaman Rabbiyle münâcât eder, ona kullukta bulunur; bir zaman geçimi için çalışır; bir zamanı da vardır, helâl ve güzel lezzetlerle zevklenir. Akıllı kişi, ancak üç şey için yolculuk eder: Geçimini sağlamak, âhiretini elde etmek, yahut da haram olmayan zevk ve lezzet elde etmek için.
(Birisi, huzurlarında, Allah'tan suçlarımı örtmesini dilerim deyince buyurdular ki:)
* Anan yasında ağlasın; biliyor musun, suçların örtülmesini, bağışlanmasını istemek nedir? Suçların örtülmesini istemek, İlliyyin[4] derecesidir; bunun da altı anlamı vardır: Birincisi geçmiş suçlara nâdim olmak, ikincisi ebedî olarak o geçmiş suçları bir daha işlememek, üçüncüsü Allah'a temiz ulaşmak, kul hakkında kendisinde bir şey olmadığı halde kavuşmak için yaratılmışların haklarını kendilerine vermek, dördüncüsü sana vâcip olan bütün emirlerini yerine getirmeye niyet etmek, beşincisi, bedeninde hırstan bitip gelişmiş etleri, dertle, gamla eritmek, derini kemiğe yapıştıracak kadar zayıflamak, ondan sonra helâl lokmadan gelişen ete kavuşmak, altıncısı bedenine evvelce suç işleme tadını tattırdığın gibi ibâdet elemini de tattırmaktır. Bu şartlardan sonra, Allah'tan suçlarını örtmesini dilerim diyebilirsin.
Allah'ın öyle kulları vardır ki Allah onları kulların faydalarına hizmet etmek için nimetlerle nimetlendirmiştir. Onların ellerine nimetler vermiştir. Onlar da o nimetleri kullara ihsan ederler. Fakat ihsan etmediler mi de o nimetleri onlardan alıp başkalarına verir.
* (Bâzı bayramlarda buyurmuşlardır ki:)
Bayram, orucunu, geceleri ettiği ibadeti Allah'ın kabûl ettiği kişiye bayramdır. Hangi gün Allah'a  isyân edilmezse o gündür bayram.
Allah dostları o kişileridir ki insanlar dünyânın görünü-şüne baktıkları zaman onlar, dünyânın içyüzü görürler. İnsanlar hemencecik elde edilecek dünyâ işleriyle uğraşır-larken onlar, bir müddet sonra gelecek âhireti elde etmek kaygısına düşerler. Ahiret işlerine koyulurlar. Kendilerini öldürecek  zevklerden geçerler, o zevkleri öldürürler. Terk edecekleri şeyleri bilirler de daha önce terk ederler. Görürler, bilirler ki başkalarının dünyâdan elde ettikleri çok şey pek azdır. Onların dünyâyı elde etmeleri ellerinden yitirmelerinden başka bir şey değildir.
* Allah dostları insanların uzaklaştıkları şeylere düşmandırlar. İnsanların düşman oldukları şeylere dostturlar. Onlarla Kitabın hükümleri bilinir; onlardır Allah'ın Kitabıyla bilenler. Onlarla Kitabın hükümleri yürütür; onlardır Kitabın hükmüyle yürüyenler. Umdukları şeyin üstünde umulacak bir şey görmezler onlar. Korktuklarının üstünde korkulacak bir varlık tanımazlar onlar.
* İmânın alâmeti, yalan sana fayda, gerçek zarar verecek olsa bile gerçeği seçmen, sözünü bilginden fazla söylememen, başkalarının sözlerinde de Allah'tan korkman, çekinmendir.
(Tevhid ve adlı sorulduğu zaman buyurdular ki:)
* Tevhid Allah'ı vehmine göre tavsif etmemek, adaletse Allah'ı hikmet ve adalete zıt şeylerle töhmetlememektir.
* Mümin, kardeşlerine karşı ululanmaya, ona güler yüz göstermemeye başladı mı, ondan ayrıldı demektir.
"Gurer'ul-Hikem"den
* Mümin, sevgisi Allah için, nefreti Allah için, alması  Allah için, bırakması Allah için olan kişidir.
* Mümin, insanların ezâsına tahammül eden, fakat hiç kimsenin ondan incinmediği kişidir.
* Beden secdesi, yüzün en şerefli yerlerini toprağa koymak, avuçlarıyla, dizleriyle, ayak parmaklarıyla, gönül alçaklığıyla ve hâlis niyetle toprağa kapanmaktır. Gönül secdesiyse geçici şeyleri gönülden çıkarmak, varlığı yok olmayacak şeylere tam bir himmetle yönelmek, ululuğu ve benliği bırakmak, dünyâ bağlarını kesmek, peygamberlik huylarıyla huylanmaktır.
* Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevaba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, beş duyguyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan, dilin orucu karnın orucundan hayırlıdır.
* Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, kimseyi delâlete sevk etmez ve Allah kullarına zulmedici değildir.[5]
* Kur'ân'ın helâl ettiğini haram sayan kişi inanmamıştır.
* Şu Kur'an'la düşüp kalkan hiçbir kimse yoktur ki bir fazlalığa ermesin yahut noksana düşmesin. Ona uyarsa hidayette ileri gider, uymazsa körlükle noksana düşer.
* Takıyyesi olmayanın dini de yoktur.[6]
* Size beş vasiyet ediyorum ki, develere binip seferlere düşseniz de onları elde etseniz değer mi değer:
* Hiç biriniz rabbinizden başkasından bir şey ummasın; günahından başka bir şeyden korkmasın. Hiç biriniz kendisinden bilmediği bir şey sorulunca bilmiyorum demekten utanmasın. Hiç bir kimse bilmediği bir şeyi öğrenmekten çekinmesin. Sabredin, çünkü sabır imana nispetle cesetteki baş gibidir. Başı olmayan bedende hayır yoktur. Sabır olmadıkça da imandan hayır gelmez.

--------------------------------------------------------------------------------
[1]-Mevlânâ, "Mesnevî"nin 3. cildinde H. Emir'in bu kelâmlarına işaret ederler (Reynold A. Nicholson basımı 1929, s.255-256; beyt. 4462-4472).
[2]-Emir'ül-Mü'minin (a.s), bu sözlerle emir ve nehiy-lerin teşri'i hikmetlerini beyan buyurmaktadırlar.
[3]- İnananın anlayışından sakının; çünkü o, Allah nûruyla bakar, görür." (Hadis, Künûz'ül-Hakaaık, 1, s.8).
[4]-İlliyyin, 83. sûre-i celilenin (Muttaffıfin) 18-19. âyet-i kerimelerinde geçer ve yanı sûrenin 6-7. âyetlerindeki "Siccîn" karşılığıdır. Siccîn, zindan, hapishane anlamlarına gelen "sicn" kökündendir. Cehenneme denmiştir. Yedinci kat yerdir, kâfirlerin amel defterleridir diyenler de vardır. "İlliyyîn", yücelik, yükseklik anlamına gelen "alâ" kökündendir. Cennetlerin en yüce derececidir; müminlerin amel defterlerinin bulunduğu mânevi yerdir; müminlerin amel defterledir (A.Gölpınarlı: Kur'ân-ı Kerîm ve Meâli; Açıklama, . 118-119).
[5] - 3. sûrenin (Âl-i İmrân) 182, 8. sûrenin (Enfâl) 51. 20. sûrenin 10, 41. sûrenin (Fussilat) 46. ve 50. sûrenin (Kaaf) 29. âyet-i kerîmelerinde Allah'ın kullarına zulmetmeyeceği bildirilmektedir.
[6] - Takıyye, tehlike, hâlinde kendini ve Müslümanları, dini korumak için inancı gizlemek anlamına gelir. 3. surenin (Âl-i İmrân) 28. âyetinde, "İnananlar, îman edenleri bırakıp da kâfir dost edinmesinler, bu işi yapan Allah'tan bir şey beklemesin. Fakat kâfirlerden çekinmeniz gerekse o başka. Allah kendisinden sakınmanızı emretmektedir ve dönüp varılacak yer de Allah tapısıdır" demekte, 16. surenin (Nahl) 106. âyetinde de kalbi tam inandığı hâlde zorla küfrü mûcip sözü söyleyenin kâfir olmayacağı beyan buyrulmaktadır. Takıyye bu âyetlere dayanır. Ancak İslâm'ın üstünlüğü, dayanmakla mümkünse o vakit takıyye caiz olmaz.

 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

18/01/2012 - 16:01 Kerbela’da Bir İlk

n

22/12/2011 - 17:33 Bursa Aşura'ya Aşinadır, Çünkü Orası Ehlibeyt Sevgisiyle Yoğrulmuştur.

n

22/12/2011 - 17:11 "Tuzluca'da Aşura" Bütün Mezhep Mensuplarının Buluştuğu Matemdir

n

20/11/2011 - 11:05 11 Tekfirci İdam Edildi

n

16/11/2011 - 10:08 Velayet Bayramı Berlin'de Kutlandı

n

14/11/2011 - 15:30 Beytuzzehra'da Coşkulu Gadir-i Hum Bayramı

n

21/05/2011 - 03:25 Mustafa İslamoğlu Hocanın Irak Ziyaretinden Kesitler

n

13/05/2011 - 16:42 Dünya Müslüman Kadınlar Günü Kutlanıyor

n

29/04/2011 - 17:00 Yanlız Değilsin Bahreyn

n

23/04/2011 - 12:19 Iğdır Halkından Bahreyn'e Destek!

n

23/04/2011 - 11:32 Türk Halkı Bahreyn'i Unutmadı!

n

12/04/2011 - 11:56 Kerbela Ziyareti Kazanan Talihlilerin Dikkatine!

n

22/03/2011 - 15:16 1. Bayanlar Arası Kuran Okuma Yarışması Sonuçlandı

n

11/03/2011 - 10:57 Anneler Azizdir

n

11/03/2011 - 10:49 Sadakanın Önemi

n

08/03/2011 - 15:33 İnsan, Ebedi Saadet İçin Yaratılmıştır

n

02/03/2011 - 09:12 Değerli Hocamızı Rahmetle Anıyoruz!

n

02/03/2011 - 08:41 Ayetullah Şehristani'den Taziye Mesajı

n

28/02/2011 - 19:14 Ayetullah Sistani’nin Bürosundan Erbakan’ın Cenazesine Özel Temsilci

n

28/02/2011 - 02:40 Saadet Partisi lideri Necmettin Erbakan vefat etti.

n

24/02/2011 - 13:25 Ayetullah Sistani İmam Sadr'ın Özgürlüğü İçin Müslümanları Duaya Çağırdı

n

22/02/2011 - 17:16 Barışçıl Gösteriler Tüm İnsanların Hakkıdır

n

18/02/2011 - 23:12 Ayetullah Ensari Alulbeyt'i Ziyaret Etti

n

14/02/2011 - 18:42 Hz. Muhammed (s.a.a) ile Hz. Hatice’nin (s.a) Evliliği

n

31/01/2011 - 16:04 1.Hayat Pınarı Bilgi Yarışması

n

26/01/2011 - 17:58

Ayetullah Buşehri Alulbeyt Müessesesini Ziyaret Etti.

n

19/01/2011 - 18:27 Alulbeyt Müessesesi'nden resmi açıklama!

n

19/01/2011 - 10:10 Hz. Fatıma’nın (s.a) Zühdü ve Takvasından Örnekler

n

12/01/2011 - 09:16 Amr Musa'dan Ayetullah Sistani'ye Övgü

n

08/01/2011 - 12:48 "Bayanlar Arası Kuran Okuma Yarışması" Kayıtları Başladı

n

18/12/2010 - 09:32

Tuzluca'da Görkemli Aşura Merasimi

n

13/12/2010 - 11:46 Yezid Kimdir?

n

03/12/2010 - 13:01 İhsanın Mükâfatı

n

02/12/2010 - 13:03 İslamî Adabı Riayet Etmek

n

25/11/2010 - 13:24 Ailede Eğitim

n

15/11/2010 - 14:26 Rahmet Günü Kurban Bayramı

n

15/11/2010 - 13:43 Müslim b. Akil’in Şehadeti

n

13/11/2010 - 13:36 Amel Defteri Hakkına

n

12/11/2010 - 14:56 Lokmanın Vasiyeti

n

04/11/2010 - 16:55 İnsan ve İbadet

n

01/11/2010 - 18:15 Muttakilerin Vasıfları

n

01/11/2010 - 18:06 Tezkiyeyi Nefs Simgesi Namaz

n

29/10/2010 - 14:34 Hakiki Tövbe’nin Merhaleleri

n

28/10/2010 - 13:48 Masumiyetin Anlamı Üzerine

n

27/10/2010 - 10:12 Resulullah (s.a.a) ve Kurân

n

27/10/2010 - 09:57 Hicabın Felsefesi

n

22/10/2010 - 13:37 Gerçek Âlimler ve Rızık Kaynakları

n

18/10/2010 - 15:46 Gecenin Derinliklerinde Dua Etmek

n

16/10/2010 - 13:21 Gerçek İslam ve Yöresel İslam

n

15/10/2010 - 13:37 Anne ve Babanın Görevleri

n

14/10/2010 - 12:33 Kurân’daki Akrabalık İlişkisi

n

07/10/2010 - 12:03 Kaza ve Kader İnancı

n

04/10/2010 - 09:50 İslam’da Kadının Yaratılışı ve Toplumsal Yeri

n

02/10/2010 - 11:42 Din, İman, Mümin, Müslim, Kurân, İbadet

n

01/10/2010 - 09:53 Algılama ve Düşünme Üzerine

n

29/09/2010 - 11:08 İslam’da Yardım ve Yardımseverlik

n

27/09/2010 - 17:35 Alulbeyt Ailesi Ehlibeyt Dostlarının İftiharıdır

n

24/09/2010 - 10:09 Kurân'da Tövbe

n

22/09/2010 - 09:27 Ahlaka Olan İhtiyaç, Ahlakın Faydası ve Önemi

n

17/09/2010 - 17:32 Fitnecileri Lanetliyoruz!

n

16/09/2010 - 12:35 Akıllı Bir Annenin Kızına Öğütleri

n

15/09/2010 - 21:16 Bilge Kadınlar Meşhet Ziyaretinden Döndüler

n

15/09/2010 - 13:18 İslami İrfanın Asaleti

n

15/09/2010 - 13:03 İslâm Açısından Mead

n

15/09/2010 - 12:58 Akrabaların Hakları

n

14/09/2010 - 12:14 Takva ve Büyük Günahlar

n

14/09/2010 - 12:06 Şeytanın Hile Metotları

n

13/09/2010 - 21:37 Alulbeyt Müessesesi Necef'te

n

13/09/2010 - 10:00 Kul Hakkı

n

16/08/2010 - 11:22 Ramazan Ayının Dua ve Amelleri

n

12/08/2010 - 11:44 Ramazan Ayında Her Gecenin Özel Namazı

n

12/08/2010 - 11:21 Ramazan Ayının Faziletleri

n

11/08/2010 - 14:25 Rahmet ayı Ramazan

n

10/08/2010 - 16:43 Mesut Mekarim Alulbeyt Yayıncılığı ziyaret etti.

n

28/07/2010 - 10:14 Hz. Peygamber’in (s.a.a) Beklenen Oğlu

n

27/07/2010 - 12:22 İmam Mehdi'nin (a.f) Kutlu Doğum Günü

n

24/06/2010 - 10:59 Recep Ayı Gecelerine Ait Namazlar

n

24/06/2010 - 10:56 Recep Ayı İstiğfar ve Tövbe Ayıdır

n

07/06/2010 - 12:27 Bilge Kadın Hz. Fatıma'nın Doğum Gününü Kutladı

n

06/06/2010 - 18:08 Bilge Kadın Anneler Gününü Kutladı

n

28/05/2010 - 09:21 İslami İrfanın Asaleti

n

28/05/2010 - 09:13 Salih Amel

n

19/05/2010 - 15:28 Hz. Ayetullah Müfti Şia Vefat Etti

n

06/05/2010 - 12:42 Son Sözü Ayetullah Sistani Söyledi

n

27/04/2010 - 15:48 Mısır’ın Bağdat büyükelçisi Ayetullah Sistani'yi

n

20/04/2010 - 12:01 el-Arifi’nin Ayetullah Sistani hakkında açıklamaları

n

19/04/2010 - 10:04 Mutluluk Anahtarı

n

16/04/2010 - 08:22 Ayetullah Seyyid Ali Sistani'den Yalanlama

n

15/04/2010 - 09:30 Hükümette Tüm Gruplar Yer Alsın

n

06/04/2010 - 08:32 Bela, Kötülük ve Şerrin Sırrı

n

19/03/2010 - 08:38 Gıybetle İlgili Ayetler

n

15/03/2010 - 09:34 Müminle Görüşmenin Sevabı

n

10/03/2010 - 08:56 Takvasız Kurân Okuyanın Akıbeti

n

10/03/2010 - 08:54 Herkes İçin Yaşam Örneği

n

09/03/2010 - 10:16 Küçük Görülen Büyük Ameller

n

09/03/2010 - 09:15 Kurân ve Sıla-i Rahim de Bulunmak

n

04/03/2010 - 08:16 Ayetullah Sistani Olmasa Irak’ta Seçimler Olmaz

n

19/02/2010 - 11:01 Çocuklara İnsanları Sevmeyi Öğretiniz

n

19/02/2010 - 10:18 Anne ve Babanın Görevleri

n

16/02/2010 - 11:13 Ayetullah Sistani’den İnsanlık Dersi

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

22 Eylül 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim