İnsan ve İbadet

İnsan ve İbadet

Peki, insanın yaratılışından güdülen o yüce hedef nedir? Yukarıda geçen ayette o hedefin Allah'a dönüş olduğuna işaret edilmişti. Akıl da böyle hükmediyor.

   
İnsan ve İbadet    
Peki, insanın yaratılışından güdülen o yüce hedef nedir? Yukarıda geçen ayette o hedefin Allah'a dönüş olduğuna işaret edilmişti. Akıl da böyle hükmediyor. Böyle yüce bir varlık, sırf hayvani duyguların tatmininden ibaret olan yemek, içmek ve eğlenmek için yaratılamaz. Demek ki, insan dünya hayatından daha üstün bir kemale ulaşmak için yaratılmıştır.
Peki, insan o hedefe nasıl ulaşabilir? Açıktır ki, madde üstü olan bir kemal, maddi değer ve kemallerle kazanılamaz. Yani, insan maddi kemallerini ne kadar geliştirirse geliştirsin, ne kadar güçlendirirse güçlendirsin, madde üstü olan bir kemale erişemez. Madde üstü olan bir kemal, ancak madde üstü bir değere sahip olmakla kazanılır. Hiçbir insan en güçlü yemekleri yiyerek, en vitaminli gıdaları alarak ve en ağır sporları yaparak cismini geliştirmek ve güçlendirmekle manevi bir değer ve kemal olan ilim kemaline sahip olamaz. Bir insanın, ilim kemaline sahip olması için, ilim öğreten okullara, üniversitelere giderek zahmet çekmesi ve hatta bir çok maddi lezzetlerini gözden çıkarması gerekmektedir. Diğer manevi kemaller de böyledir. Hiçbir kimse, yukarıda işaret ettiğimiz yöntemlerle üstün ahlak sahibi olamaz. Üstün ahlak sahibi olmak için, vitaminli gıdalar değil, güzel terbiye almak lazımdır. İşte bunun içindir ki, Allah Teala'nın "Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım" (1) buyurduğunu görmekteyiz.
Demek ki; insan, ancak ibadet ve Allah'a yönelmekle üstünlüğünü elde eder ve kendine özgü manevi alanında ilerleyerek yaratılıştaki asıl hedefine ulaşabilir. İbadet, riyasız bir şekilde olursa, insanı nefsi kölelikten ve hayvani benliğinden çıkararak Rabbine götürür.
Allah Teala şöyle buyuruyor: "Ey insan! Gerçekten sen dönüp varacağın Rabbine doğru ölünceye kadar çabalarsın ve nihayet ona kavuşursun" (2)
Acaba insan aklı, tek başına bu yolculuğu kat edip istenilen hedefe varmada yeterli midir? İnsan aklının tek başına yeterli olabilmesi için, kat edeceği bu yolu tam anlamıyla aydınlatabilmesi gerekir. Oysa; bu yol, öyle bir yoldur ki, insanoğlu onun başında bile kendi acizliğini itiraf etmekten başka bir çıkar yol göremiyor.
İnsanın bu dünyadaki hayatı bile meçhullerle doludur. Bilmediği şeyleri, bildiği şeylerle kıyaslamaya kalkışırsa, bildiği şeyler, bilmediği şeylere oranla büyük bir okyanus karşısında bir damla misalini bile oluşturmamaktadır. O halde insanın kat etmekte zorunlu olduğu bu manevi yolculuğunda, aklın kılavuzluğu tek başına yeterli değildir. Bunun anlamı; insanın, her iki dünyada da saadetini temin eden yolu ona gösteren, onu bedbaht kılan şeylerden sakındıran ve ilahi öğretiyle kat etmek zorunda olduğu yolu her yönüyle bilip aydınlatan ilahi yol göstericilere muhtaç olduğudur. "Biz, peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim, inanır ve nefsini ıslah ederse, onlara ne bir korku vardır, ne de bir üzüntü."(3)
(1)- Zariyat: 56

(2)- İnşikak: 6

(3)- Enam: 48

Google+ WhatsApp