İslami Ahlak 2 (Ayetullah Sistani)

İslami Ahlak 2 (Ayetullah Sistani)

Şartları oluştuğu zaman her mümin erkek ve kadına doğruyu emredip kötülüklerden men etmesi vacip ibadetlerdendir.

303. Şartları oluştuğu zaman her mümin erkek ve kadına doğruyu emredip kötülüklerden men etmesi vacip ibadetlerdendir.
Yüce Allah Kuran’ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bılunsun. Işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”[1]
Yine şöyle buyuruyor: “Mümin erkeklerle mümin kadınlarda birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah ve resûlüne itaat ederler. Işte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir.”[2]
Değerli peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Doğruyu emredip, kötülüklerden men ederek iyilik ve takva üzere yardımlaştıkça ümmetimin üzerinden hayır kalkmaz. Ama bunları yapmadıkları taktirde bereket onlardan kalkar ve birbirlerine musallat olurlar. Onlara ne yerde nede gökte bir yardımcı bulunur.”[3]
İmam Sadık (a.s), ceddi Resulullah’tan şöyle nakleder:Marufu emretmeyip münkerden’de men etmediğiniz taktirde kadınlarınız ve gençleriniz kötü yola düşerse haliniz ne olur?” O Hazrete “Gerçekten böyle mi olacak ya Resulallah” denilince şöyle buyurdular: “Evet! Daha kötüsü olacak. Kötülüğü emredip, iyiliği men ederseniz halimiz nasıl olur.? O Hazrete “ Gerçekten böyle mi olacak ya Resulallah denilince “Evet hatta daha kötüsü de olacak” diye buyurdular. “İyiyi kötü, kötüyü iyi görürseniz haliniz nasıl olur.?”[4]
Özellikle bu vacip amel (marufu emredip münkerden menetmek ) kendi ailenden birisi olduğunda daha fazla üzerinde durulmaktadır. Bazen aile fertlerinin arasında bazı vacipleri önemsemeyen ve hafife alanlar olabilir. Abdestlerini, teyemmümlerini, cenabet gusüllerini doğru bir şekilde yerine getirmeyen, bedenini ve elbisesini doğru bir şekilde temizlemeyen, namazda vacip olan sure ve zikirleri doğru şekliyle okumayan, üzerinde humus ve zekat olan malının zekatını ve humusunu vermeyen aile fertlerin olabilir.
Bazen de istimna, kumar oynama, gına dinleme, şarap içmek, murdar yemek, haksız yere başkasının malını yemek, sahtekarlık ve hırsızlık yapmak gibi günahlara bulaşan aile fertlerin olabilir. Bazen ise ailende hicapsız ve örtünmeyen abdest ve gusül alırken tırnaklarındaki ojeleri temizlemeyen hanımlar olabilir.
Onlardan bazıları kocalarının dışında, başkaları için güzel koku sürerler. Bir evde kendi kardeşleri gibi yaşadıkları amca, hala, dayı, teyze çocuklarının, kayınlarının karısının, arkadaşlarının yanında başını ve bedenlerini açarlar. Yalan derler, başkalarının dedikodusunu yaparlar, mallarını uygunsuz yerlerde harcarlar, zalimlere yardımcı olurlar, komşularına eziyet ederler ve buna benzer nice şeyler. Bunlardan birini gördüğünde o zaman marufu (Allah’ın emrettiği şeyi) emret ve münkerden (Allah’ın yasakladığı şeylerden) men et!
Önce birinci ve ikinci aşamalarda rahatsızlığını dile getirmeli ve onları diliyle uyarmalıdır. Eğer bu faydalı olmazsa, üçüncü aşamada şer-i hakimden izin aldıktan sonra hafiften şiddetliye doğru ameli olarak icraatta bulunmalıdır. Eğer bu işleri yapan hükümleri bilmez ve öğrenme gayretinde de olursa hükümleri öğretmek zorundasın.
304. Yüce dinimizin bizleri teşvik ettiği sünnetlerden biri de halkla iyi geçinmektir.
Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Rabbim, farzları yerine getirmemi emrettiği gibi halkla iyi geçinmeyi de emretmiştir”[5]
Yine o Hazret şöyle buyuruyor. “Bir insanda şu üç şey bulunmazsa ameli doğru olmaz: insanı günahtan koruyan takva, halkla iyi geçinmeyi sağlayan ahlak, cahilin cehaletini yok eden sabır.”[6]
Halkla iyi geçinmek sadece Müslümanlara has değildir. İmam Ali (a.s) Müslüman olmayan biriyle Kufe’ye giderken yol arkadaşı oldu . Yol ayrımına geldiklerinde, Ali (a.s) onula beraber bir müddet yürüdü oda Ali (a.s) dan bunun sebebini sorunca o Hazret şöyle cevap verdi “Yolculuğun adabı budur. Yol arkadaşını uğurlamak peygamberimizin emridir.” Müslüman olmayan bu hareketi görünce bu güzel ahlak karşısında Müslüman oldu. [7]
Şobi, Ali (a.s)ın adaletinin ilgi çekici yönlerinden birini de şöyle rivayet eder: “Bir gün Ali (a.s) pazara gitti. O anda zırh satan bir Hıristiyan’ı gördü zırh’ın kendi zırhı olduğunu tanıyınca Hıristiyan’a. ‘Bu zırh benimdir istersen hakime çıkalım da kime ait olduğuna hüküm versin’ dedi. Hakimin yanına gidince oda ‘ne diyorsun ya Emiru’l Müminin’ dedi. Ali (a.s)da ‘Bu zırh benimdir. Bir müddet önce kaybetmiştim’ diye buyurdu . Daha sonra Hıristiyan’a dönerek sen ne diyorsun diye sordu. O da ‘Emiru’l Müminini yalanlamıyorum. Ama bu zırh benimdir’ deyince hakimde zırh şu anda onun elinde olduğuna göre ya Emiru’l Müminin sana ait olduğuna delilin var mı? Diye sordu. Ali (a.s)da hayır şahidim yok, diye buyurunca. Hakimde zırhı Hıristiyan’a verdi. Bunu gören Hıristiyan “Şahadet ederim ki bu peygamberlerin hükmüdür. Emiru’l Mümininin kendi atadığı hakimi, onun aleyhine hüküm veriyor. Vallahi gerçekten bu zırh Emiru’l Mümininin zırhıdır. Bir savaştan orduyla beraber dönerken devesinden düştü ve ben onu aldım. Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed onun Resulüdür.” Diyerek Müslüman oldu. Ali (a.s)da ‘Müslüman olunca artık o senindir’ diyerek onu soylu bir ata bindirdi.
Ravi şöyle devam ediyor; onu müşriklerle savaşırken gördüm. [8]
İmam Sadık (a.s) dan şöyle rivayet edilir: “ Yahudi’yle bir araya geldiğinde ona iyi bir şekilde davran.”[9]
305. Halkın arasını düzeltmek, ihtilaflarının halletmek, birbirlerine sevdirmek ve yakınlaştırmak büyük sevaptır. Özelliklede yurdundan, yuvasından, tanıdıklarından ve akrabalarından uzak olan gurbet diyarında bunun sevabı ve önemi daha fazladır.
Ali (a.s) şahadet döşeğinde, oğulları Hasan ve Hüseyin’e; Allah’tan kaçınmak, işleri düzenli yapmak ve insanların arasını düzeltmeğe tavsiye ederek şöyle buyurdu; “Sizleri, bütün çocuklarımı, ailemi ve vasiyetimin ulaştığı herkesi, Allah’tan çekinmeye işleri düzenli yapmaya ve aralarındaki sorunları düzeltmeye vasiyet ediyorum. Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum ‘Halkın arasını düzeltmek bütün namaz ve oruçlardan daha faziletlidir.’[10]


[1] -A’li İmran/104
[2] -Tevbe/71
[3] - Tefsil-i Vesailu’ş-Şia, Hurr Amuli, c.16, s.396
[4] - Tefsil-i Vesailu’ş-Şia, Hurr Amuli, c.16, s.122
[5] - Tefsil-i Vesailu’ş-Şia, Hurr Amuli, c.12, s.200
[6] - Tefsil-i Vesailu’ş-Şia, Hurr Amuli, c.12, s.135
[7] - Tefsil-i Vesailu’ş-Şia, Hurr Amuli, c.12, s.200
[8] -Sünen-i Bihegi, c.4, s.135
[9] - Tefsil-i Vesailu’ş-Şia, Hurr Amuli, c.12, s.201
[10] -Nehcu’l-Belaga, Emiru’l-Müminin Ali (a.s), Subhi Salihi, s.421

Google+ WhatsApp