İstanbul'da Hüzün Yüklü Erbain

İstanbul'da Hüzün Yüklü Erbain

Anadolu Ehl-i Beyt Gençlik Derneği tarafından düzenlenen Hz. Hüseyin (as) ve Kerbela Şehitleri'nin şehadetinin

 
İSTANBUL'DA MATEM ve HÜZÜN YÜKLÜ ERBAİN KONFERANSI-

FOTO

Bismihi Teala

İstanbul'da Duygu Yüklü Erbain Konferansı

   Anadolu Ehl-i Beyt Gençlik Derneği tarafından düzenlenen Hz. Hüseyin (as) ve Kerbela Şehitleri'nin şehadetinin 40. günü (Erbain) anma programı her yıl olduğu gibi yine büyük ilgiyle ve yoğun duygularla anıldı. Havanın soğuk ve yağmurlu olmasına rağmen, İstanbul'un çeşitli semtlerinden ve civar illerden yoğun katılımın gözlendiği program, Bahçelievler Belediyesi Hasan Doğan Spor Salonu'nda gerçekleştirildi.

İstanbul'da bulunan tüm Şii cami hocaları, dernek yönetimi ve cemaatlerinin katıldığı anma merasimine ülkemizde yaşayan alevi ve Sünni kardeşlerimizden de önemli ölçüde katılım vardı. Program Erdebilli Kur'an karisi Kayvan İftihari tarafından okunan Kur'an-ı Kerim ile başladı. Daha sonra Anadolu Ehl-i Beyt Gençlik derneği adına söz alan Ercan Alagöz derneğin faaliyetlerinden bahsederek, önümüzdeki ay gerçekleştirilecek çalışmalarını anlattı. Dernek sözcüsü, Organize olmuş küçük toplumların, organize olmamış büyük topluluklardan daha etkili olabileceği gerçeğine vurgu yaparak, tüm Ehl-i Beyt dostu gençleri derneklerine yardımcı olmaya çağırdı. Mart ayının yedisinde vahdet haftası münasebetiyle, Peygamberimiz Hz. Muhammed (saa) ve İmam Cafer-i Sadık (as)'ın kutlu doğumlarını kutlama merasimi düzenleyeceklerini bildirerek, bu çerçevede "Kadın hakları, sorunları ve sorumlulukları" adlı uluslararası bir sempozyum da yapacaklarını şimdiden duyurdu ve kadınların sosyal ve kültürel hayata katılımlarını sağlamak amacıyla da bir oluşumun hazırlıkları içinde olduklarını söyledi.

   Dernek sözcüsünün kısa konuşmasından sonra büyük arif merhum Ayetullah Behçet (ra)’ın talebelerinden araştırmacı yazar Hüccetül İslam Adil Mevla-i kürsüye davet edildi. Ehl-i Beyt dostlarının büyük sevgisiyle ve ilgisiyle kürsüye gelen konuşmacı Kur’an ayetleri eşliğinde nebevi risaletin insanlığa sunduğu aydınlık ilkelerine değinerek imamet makamının bu ilkeleri korumak ve kökleştirmek için tek merci olduğunu söyledi. Yıllarca Ayetullah Behçet’in irfan halkasında bulunmaları hasebiyle yer yer o büyük arifin sözlerine atıfta bulunan Hüccet-ül İslam Mevla-i, üstadın büyük bir arif olmasına ve keramet ehli olmasına rağmen dükkan açmadığını ve keramet pazarlamadığını söyleyerek, marifet ve basiretin hak yolu bulmak ve onda istikamet göstermedeki önemli rolüne vurgu yaptı.

   Hz. Hüseyin’i ve Hz. Zeyneb’i daha iyi idrak etmek ve onların yolunu izlemek açısından böyle anma merasimlerinin etkili bir aktivite olduğunu savunarak, merasimi düzenleyen dernek yöneticilerine, katılanlara ve özellikle merasimde bulunan alimlere teşekkür ve dua etti.

   Programdaki bir diğer konuşmacı Hüccet-ül İslam Musa Aydın, Hz. Zeyneb (as) ziyaretinden ayağının tozuyla programa katıldı ve etkili konuşmasıyla dinleyenlere Aşura ve Hz. Hüseyin ziyafeti sundu. Üstad Musa Aydın konuşmasına Hz. Hüseyin’in kelimetullah ve şecere-i Tayyibe olduğunu anlatarak başladı. İbrahim suresinin 24. ve 26. ayetlerine istişhad eden Musa Aydın Hoca:  

  "Allah'ın nasıl bir örnek verdiğini görmüyor musun? Temiz ve temiz-güzel kelime, kökü yerleşik ve dalları  gökte olan temiz-güzel bir ağaç  gibidir.

  Meyvesini Rabbinin izniyle her an verir. Öğüt alsınlar diye Allah örnekleri insanlara açıklar.

  Kötü  sözün örneği ise, yerin üzerinden koparılmış kötü  bir ağaç gibidir ki hiçbir dayanağı yoktur."

  “Ayette geçen "KELİME" kavramı, bazen hak sözdür. Bazen hak sözün tecelli ettiği, bütünleştiği canlı bir varlıktır. Kur'an-ı Kerim Hz. İsa'dan Allah'tan olan "kelime" diye bahseder. Evet, böyle bir kimse, Allah'ın canlı hak kelimesidir. Tıpkı Hz. Ali'nin kendisi için "Konuşan-canlı Kur'an" tabirini, kullandığı gibi.

  Evet, Hz. Hüseyin de "Kelimetullah"tır. Allah-u Teala tertemiz ve güzel kelimeyi, tertemiz ve güzel ağaca benzetmiştir. Öyle bir ağaç ki kökü yerin derinliklerinde, dalları ise gökyüzüne uzanmıştır. Mevsimlik meyve veren bir ağaç değil, her an Allah'ın izniyle meyve verir, meyve vermeye müsait bir ağaçtır”dedi.

  Bu ayette iki önemli nüktenin varlığına dikkat çeken AYDIN hoca sözlerini şöyle sürdürdü:

  a) Bu "şecerey-i tayyibe" gibi olan "Allah Kelimesi" köklüdür. Kimse onu yerinden sökemez. Hiçbir fırtına onu yok edemez.

  b) Akıl ve basireti olan, gönül veren her kes, her zaman, (her mevsimde) bu mübarek ağacın dallarında istediği kadar terütaze meyve bulabilir.

  “Hz. İmam Hüseyin'ini (a.s) tarihte nice zalimler, tağutlar cismini yok ettikleri gibi, ismini, mektebini, mesajlarını yok etmeye, silmeye çalıştılar, ama asla başaramadılar ve gün geçtikçe daha da büyüdü ve daha da kökleşti.Sadece Ehlibeyt dostlarına, sadece Müslümanlara değil, bütün insanlığa mesaj vermeye nur saçmaya, Kur'an'ın tabiriyle dört mevsim manevi ve nurani meyveler vermeye devam ediyor ve edecektir Hz Hüseyin.”

  Öbür taraftan Yezid ve avenesi, temsil ettiği batıl çizgi, habis-pis sözü ve özü, habis ve pis bir ağaç gibidir ki köksüzdür ve yerde istikrarı yoktur. Bir kaç sabah sonra yok olup gider ve yine Kur'an'ın tabiriyle esamesi bile okunmaz. Su yüzündeki köpük misalidir, bir kaç adım sonra sönüp gider.  

  İşte düzenlediğimiz bu merasimler, Şecere-i tayyibe-i Hüseyni'den tayyip meyveler, manevi ve nurani feyizler almak içindir. Her yeni merasimde, her yeni Hüseyni anılışta, yeni dersler, yeni mesajlar, yeni feyizler almalıyız bu İlahi kelimeden; taptaze meyveler dermeliyiz bu şecere-i tayyibeden.

  Değerli Ehlibeyt alimi Musa AYDIN hoca  “bu Erbain merasiminde size bu tayyip meyvelerden ve bu nurani mesajlardan bir demet sunmaya çalışacağım.”diyerek alınması gereken dersleri şöyle sıraladı:

  1- Dinimiz, inancımız değerlerimiz bizim için her şeyden önde gelmelidir. Öyle ki gerektiğinde, sahip olduğumuz, sevdiğimiz her şeyi bu inanç ve değerler uğruna feda edebilmeliyiz. Kur'an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:

  "De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, biriktirdiğiniz mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret ve beğendiğiniz evler, size Allah'tan, Peygamberi'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emrini (azabını) getirmesini bekleyin. Allah, fasık topluluğu hidayete erdirmez." (Tevbe, 24)

  İşte bu ayet en kamil örneklerini, hem müspet hem de menfi manada Kerbela'da bulmuştur. Bir yanda birileri tercihlerini yukarıda bahsedilen sebeplerden yana kullanıp hak ve hakikate sahip çıkmaktan geri durmakla kalmamış, dünyeviliklerini korumak için hiçbir vahşilikten geri durmamışlardı. Bir grup ise, Allah ve Resul sevgisini, Ehlibeytinin, hak imamın sevgisini her şeye tercih edip, bu tercihleri uğruna cihat etmeyi ve her şeylerini, ama her şeyleri feda etmesini bilmişlerdir.

  2- Müslüman, değerlerinin çiğnenmesine duyarsız kalamaz. Emr-i bil-marufun ve nehy-i anilmunkerin manası da budur; İman Hüseyin (a.s) da bunun için vasiyet namesinde "Ben Marufa emir ve münkerden nehyetmek için" kıyam etmişim" buyuruyor.

  3- Müslüman olan, Hüseyni mektebe gönül veren, zulme ve zalime karşı duyarsız kalamaz. İmam Hüseyn Kıyamının ta başında şöyle buyurdu:

  "Ey insanlar, Allah'ın Resulu (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kim Allah'ın haram ettiğini helal kılan, onun ahdini bozan Resul'ün sünnetine muhalefet eden, Allah'ın kulları arasında günah ve zülüm ile amel eden zalim bir sultanı görür ve ameli veya sözü ile ona karşı çıkmazsa, onu da o zalimin girdiği yere cehenneme sokmak Allah'ın üzerine bir haktır."

  4- Hüseyn sevdalısı bir müslüman ahdine sadık kalmalıdır; Allah'la olan ahdi, Resulle olan ahdi, Ehlibeytle olan ahdi… Hepimiz Kerbela şehitlerini minnet şükran ve gıptayla anıyoruz. Neden? Çünkü onlar verdikleri sözü sonuna kadar tuttular, vefa ve sadakatin en güzel örneğini sergilediler. Kûfelileri lanetliyoruz. Neden? Çünkü ahitlerini bozdular. Dönek çıktılar…

  5- Her müslüman ihlâs ve fedakârlığı yine en güzel şekliyle Kerbela'dan öğrenir. Birileri her şeylerini Allah yolunda, din yolunda, hak ve hakikat yolunda takdim edecek, ben de adımı müslüman koyup, Hüseyn dostu koyup gerektiğinde üç beş kuruş malımı vermekten çekineceğim? Bu nasıl müslümanlık, bu nasıl Hüseyn dostluğu?! İnsan olan müslüman olan, mümin olan, Hüseyn Aşığı olan bundan arlanmaz mı? Yada verdiğinde kendini bir şey zannedecek bununla gururlanacak kibirlenecek, gösteriş yapacak? Mümkün mü böyle bir şey? Hüseyn'i ve Kerbela'yı tanıyan, ashabımı tanıyan birisinin bunu yapması mümkün mü?

  6- Her müslüman izzetli olmayı yine en güzel şekliyle Kerbela'dan öğrenir.

  İmam Hüseyn'in (a.s) Kerbela'da en çok seslendirdiği mesaj izzet mesajıdır.

  "İzzet Allah'a, Resulüne ve mu'minlere aittir." Evet, mu'min izetlidir, izzetli olmalıdır; zillet mu'mine yakışmaz.

  "Heyhat, zillet bizden uzaktır." "Ben ölümü saadet ve zalimlerle birlikte yaşamayı ancak bedbahtlık olarak görüyorum." "Ölüm, ar ve zillet altına girmekten yeğdir!"

  Bunlar O izzetlilerin izzetli imamının izzet ve hürriyet mesajlarından sadece bir kaçı. O, başının kesilip mızraklara takılmasına razı oldu, ama zalimler önünde baş eğmeye rıza göstermedi!

  7- Mevsimlik, şartlara ve konjonktüre göre müslümanlık, Kûfelilerin müslümanlığıdır. Kuran şöyle buyurmaktadır:

  "İnsanlardan bazısı da, Allah'a sadece bir yana yönelmiş olarak ibadet eder. Ona bir iyilik dokunursa, bununla güven bulur; bir imtihana uğrarsa, yüz çevirir. O, dünyayı da, ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık hüsran budur." (Hac, 11)

  İmam Hüseyn (a.s) da şöyle buyurmaktadır:

  "İnsanlar dünya kuludur; din ise dinlerine dolaşıp durur. Dinin sayesinde geçimleri iyi olduğu müddetçe, onun etrafında bulunurlar; ama zorluklarla imtihan edildiklerinde ise gerçek dindarlar azalır!"   

  8- Biz şu ayeti kerimelerin en güzel tecellisini yine Kerbela'da görüyoruz:

  "Akıbet, muttakilere aittir." (A'raf, 128)

  "Gökten su indirdi, her vadi kendi ölçüsü kadar aktı. Sel, üzerindeki köpüğü yüklenip taşıdı. Süs veya eşya yapmak için ateşte erittiğiniz şeylerde de buna benzer köpük oluşur. İşte Allah hak ve batıla böyle örnek verir. Köpük bir kenara atılır, yok olup gider; ancak insanlara yararlı olan şey yeryüzünde kalır. İşte Allah örnekleri böyle açıklar." (Ra'd, 17)

  Evet, batıl su üzerindeki köpük gibidir, yok olup gitmeye mahkumdur. Hak ise yerlere nüfuz edip ebedileşir ve insanlara fayda verir. Muttakiler er geç sonuca ulaşacaklardır. Hatta eğer cisimleri yok olsa dahi. Onlar için önemli olan misyonlarının sonuca ve zafere ulaşmasıdır. Onlar ebediyyen yaşayacak ve insanlara örnek ve önder olacaklardır. Kafirlerin bütün çabalarına rağmen onlar yücelecek, ilerleyecek ve sonuca ulaşacaklardır. İşte İmam Hüseyn ve kıyamı bu ayetlerin güzel tecelligahıdır. Aradan 14 asır geçmesine rağmen Hüseyn ve mesajları, Hüseyn ve mektebi daha bir parlamakta ve insanlığa nur saçmaktadır, izzet ve özgürlük dersi vermektedir.  

  9- Yine Kerbela'da şu ayetlerin en çarpıcı örneklerini müşahede etmekteyiz:

  "Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu (son peygamberi) çocuklarını  tanıdıkları gibi tanırlar. Onların bir kesimi, bile bile hakkı  gizlemekteler." (Bakara, 147)

  "Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; artık (doğru yola) dönmezler." (Bakara, 18)

  Ey iman edenler! Allah'a ve Resulü'ne itaat edin ve (çağrısını) duyduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin. *  (Hakkı) işitmedikleri halde işittik diyen kimseler gibi olmayın. * Gerçekten Allah katında canlıların en kötüsü, anlayıp düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir." (Enfal, 20-22)

  "Onlar hayvanlar gibidirler, hatta hayvanlardan da daha şaşkın (aşağıdırlar)."

  "Şeytan, onlara egemen olmuş ve Allah'ı anmayı onlara unutturmuştur. İşte onlar, Şeytan'ın hizbidirler. İyi bilin ki, Şeytan'ın hizbi, gerçek ziyana uğrayanlardır. * Gerçekten Allah ve Peygamberi'ne düşmanlık edenler, işte onlar, alçakların arasındadırlar. * Allah, "Ben ve peygamberlerim mutlaka galip ve muzaffer olacağız." diye yazmıştır. Kuşkusuz, Allah güçlüdür ve üstündür. * Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri veya kabileleri olsa dahi, Allah'a ve Peygamberi'ne düşmanlık edenleri sevdiğini görmezsin. Allah, onların kalplerine imanı yazmış ve kendi katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları (ağaçlarının) altından ırmaklar akan, sürekli kalacakları cennetlere yerleştirecektir. Allah onlardan hoşnuttur, onlar da Allah'tan hoşnutturlar. İşte onlar, Allah'ın hizbidirler. İyi bilin ki, kurtuluşa erenler, Allah'ın hizbidir." (Mücadele, 19-22)

  10- Tevbe ve dönüş kapısı her zaman açıktır yeter ki samimiyet ve sadakatle bu kapıya gelinsin bu manada aşağıdaki ayet sanki Kerbela'da Hür-i Riyahi hakkında nazil olmuştur:

  " Gerçekten ben, tövbe edip iman eden ve iyi iş yapan ve sonra hidayete eren kimseyi bağışlayıcıyım." (Taha, 82)

  Ehlibeyt İmamlarından nakledilen bir hadiste bu ayet şöyle tefsir edilmiştir. Tevbe, iman ve salih amel eğer Hak imama ittibayla birlikte olursa bir anlam kazanır. ama olmazsa, faydası yoktur.  İşte Kerbela'da Hür, pişman olup, yeniden iman kıvılcımları kalbinde parladığında, Yezid cephesinden ayrılıp Hüseyni cepheye geçerek ayette beyan edilen hak imamın imamet velayetine ihtida ettiğinde, tarihin 72 iki kahramanının yanı başında isminin yazılmasına liyakat kazanmıştır. Bu kapı her kese açıktır. Gerçek Hüseyni olmak isteyen herkese…

   Musa Aydın Hoca konuşmasını Hz. Rugayye mersiyesi okuyarak bitirdi ve Ehl-i Beyt meddahı Behruz Serbaz mikrofonu aldı. Musa Aydın Hoca’nın melekuti sesine yanıklı sesiyle katılarak okuduğu mersiye ve nohelerle Hz. Hüseyin aşıklarına unutulmaz bir hüzün yaşattı. Göz yaşlarının sel olduğu salonda vurulan sinelelerle ve edilen dualarla duygu dolu anlar sona ermiş oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

Google+ WhatsApp