Müslim b. Akil’in Şehadeti

Müslim b. Akil’in Şehadeti

Tarihçiler, Müslim b. Akil’in Kufe’ye vardıktan sonra kaldığı yerle ilgili olarak farklı görüşler ortaya atmışlardır.

Müslim b. Akil’in Kufe’ye Doğru Hareket Etmesi
Tarihçiler, İmam Hüseyin’in (a.s) Müslim b. Akil’i Kays b. Musahher es-Savdavi, Umare b. Abdurrahman es-Seluli ve Şeddad el-Erhebi’nin oğulları Abdullah ve Abdurrahman ile birlikte Kufe’ye gönderdiğini anlatırlar. Göndermeden önce nazik ve kibar davranmasını ve insanların aynı görüş etrafında birleştiklerini gördüğünde derhal bu durumu kendisine haber vermesini tavsiye etti. (1)
Ramazan ayının ortasında Müslim, Mekke’den Kufe’ye hareket etti. Önce Medine’ye uğradı, Resulullah’ın (s.a.a) mescidinde namaz kıldı, ailesinden sevdiği kimselerle vedalaştı ve Kufey’ye doğru yol koyuldu.
Tarihçiler, Müslim b. Akil’in Kufe’ye vardıktan sonra kaldığı yerle ilgili olarak farklı görüşler ortaya atmışlardır.
Bazılarına göre, Muhtar b. Ebu Ubeyde’nin evinde kalmıştır.  (2) Bazılarına göre, Müslim b. Avsece’nin evinde kalmıştır. (3) Kimine göre de Hani b. Urve’nin evinde kalmıştır. (4)
Kufeliler, Hüseyin’in (a.s) elçisinin şehirlerine geldiğini duydukları zaman, kabalıklar halinde onunla görüşmeye ve biat etmeye koştular.
Bazı tarihçilerin anlattığına göre, Şiiler gruplar halinde onun yanına girip çıkmaya başladılar. Büyük bir topluluk oluşunca, onlara Hüseyin’in (a.s) mektubunu okudu.
Mektubu ağlayarak dinlediler. Sonra ona biat ettiler. Toplam on sekiz bin kişi biat etti. (5)
Müslim b. Akil’e Yapılan İhanet
İbn Ziyad, Müslim b. Akil’in şahsında Emevi rejimine karşı beliren siyasal hareketi bitirmek için en alçakça yönetmler dahil olmak üzere her yola başvurdu. İmam Hüseyin’in (a.s) Kufe’ye ulaşmasından önce Müslim  b. Akil’i ve ona destek verenlerin tümünü yok etmek üzere çok seri bir harekat başlattı. Amacı, kıyamı başarısızlığa uğratmaktı.
Müslim’in hareketlerinin, barındığı yerin ve taraftarlarının tespit edilmesi için yoğun bir ihbar furyası başlattı. Bu sayede saklandığı yeri ve karargâhını tespit etti. (6) Bu, insanların zulme karşı direnmelerinin kırılma noktasıydı.
Yeni vali Ubeydullah b. Ziyad bir hile ile Hüseyin’in (a.s) elçisini barındıran, onu en güzel şekilde ağırlayan, görüş ve planlarına katkıda bulunan Hani b. Urve’yi yakaladı. Onu yakaladıktan sonra aralarında uzun bir konuşma geçti. Ardından Hani’yi öldürdü. Cansız bedenini, sarayın çatısından, etrafta toplanan kalabalığın üzerine attı. Halkı bir korku sardı. Herkes evine çekildi. Hiçbir şey kendilerini ilgilendirmiyormuş gibi. (7)
Müslim, Hani’nin başına gelenleri, kalabalık sayısına ve yeterli donanıma rağmen aşiretinin (Müzhicoğulları) onu yalnız bırakmasını duyunca, arkadaşlarıyla birlikte ortaya çıktı ve halkı valilik sarayını kuşatmaya çağırdı. Ziyad’ın etrafındaki çemberi iyice daralttı ve onu zor durumda bıraktı. Ancak İbn Ziyad, dehası, hilesi sayesinde bu sıkıntıyı da atlatmayı başardı ve halkın Müslim’in etrafından dağılmalarını sağladı. (8)
İbn Ziyad, adamlarını halkın arasına yolladı. Bunlar; halkın moralini bozuyor, halkı güvenlik ve istikrarı korumaya, kan akıtmamaya çağırıyor, zaman kazanmaya ve isyancıları dağıtmaya yönelik olarak Şam’dan yardım amacıyla büyük bir ordunun yola çıktığını söyleyerek halkı korkutuyorlardı. Bu propagandalar, yavaş yavaş etkili olmaya başladı ve insanlar Müslim b. Akil’in etrafından dağıldılar.
Akşam olunca Müslim, yanında kalan kişilerle beraber mescitte namaz kıldı. Sonra etek başına mescitten çıktı. Yanında kendisine yardım edecek, kendisine destek olacak ve kendisine yol gösterecek bir tek kişi yoktu. İnsanlar kapılarını yüzüne kapatmışlardı. Gecesini geçirecek bir ev aradı. Gecenin karanlığında yürürken bir kadının, evinin kapısında bir şey bekliyormuş gibi durduğunu gördü. Ona kendisini tanıttı ve evinde sabaha kadar kalması için izin vermesini istedi. Kadın onu iyi karşıladı ve evine aldı. Akşam yemeğini getirdi. Ama Müslim, bir şey yemedi. Kadının oğlu Müslim’in yerini öğrenmiş oldu.
İbn Ziyad, Müslim’i ihbar edecek kişiye ödül vaat etmişti. Daha şafak sökmemişti ki, kadının oğlu saraya koştu ve Muhammed b. Eş’s’a Müslim b. Akil’in yerini ihbar etti. İbn Ziyad bu haberi duyar duymaz İbn Eş’as komutasında büyük bir kuvvet göndererek Müslim’in bulunduğu yerin etrafını sardı. (9) Müslim gürültüleri duyunca, askerlerin kendisini aradıklarını anladı. Hemen kılıcını çekerek karşılarına çıktı.
Askerler evin içine dolmuşlardı. Kılıç sallayarak onları evden dışarı püskürttü. Askeler tekrar eve saldırdılar, o da karşı koydu. Bu sefer daha kalabalıktılar ve ayrıca vücudunun çeşitli yerlerinden yaralar da almıştı. Biri arkadan bir mızrak batırdı, yüzüstü yere düştü. Onu esir aldılar. Bir katıra bindirilerek götürüldü. Eş’as kılıcını ve silahını aldı. Alıp saraya götürdüler. İbn Ziyad’ın yanına çıkardılar. İbn Ziyad’a selam vermedi. İbn Ziyad’la Müslim b. Akil (Allah ondan razı olsun) arasında uzun bir konuşma geçti.
Müslim, son derece dengeli hareket ediyor, kendinden emin bir vaziyette konuşuyor ve güçlü kanıtlarını büyük bir maharetle sergiliyordu. Müslim’in bu hali, İbn Ziyad’ı çileden çıkardı. Öfkeden boyun damarları şişti. Ali’ye, Hasan’a ve Hüseyin’e sövmeye başladı. Sonra adamlarına, onu sarayın çatısına çıkarmalarını, orada öldürüp cesedini halkın üzerine atmalarını, onu Kufe’nin caddelerinde sürüklemelerini, sonra Hani b. Urve’nin yanına asmalarını emretti. Bütün bunlar olurken Kufeliler sokaklarda durmuş, olup bitenleri büyük bir sükunetle izliyorlardı. Sanki onun kim olduğunu hiç bilmiyorlarmış gibi.
Müslim İbn Eş’as’tan, Kufe’de meydana gelen olayları Hüseyin’e (a.s) yazmasını tavsiye etmesini istemiş, İbn Eş’as da bunu yapacağına söz vermişti. Ama verdiği sözü tutmadı. (10)


1-el-Futuh, 5/36; Maktelu’l-Hüseyn, Harezmi, 1/196
2-el-İrşad, 24/41; İ’lamu’l-Vera, 1/437
3-el-İsabe, 1/332
4-Tehzibu’t-Tehzib, 2/349
5-el-İrşad, 2/41; Menakib-u Al-i Ebi Talib, 4/90; Tezkiretu’l-Havas, s. 220
6-İ’lamu’l-Vera, 1/440; el-Ahbaru’t-Tival, s. 178; Menakib-u Al-i Ebi Talib, 4/91; el-Futuh, İbn A’sem, 5/69; Tarihu’t-Taberi, 4/271; Ensabu’l-Eşraf, s. 79
7-el-Kamil Fi’t-Tarih, 3/271; el-Futuh, İbn A’sem, 5/83; İ’lamu’l-Vera, 1/441
8-Siretu’l-Eimmeti’l-İsna Aşer, 2. Kısım, s. 63; İ’lamu’l-Vera, 1/441; Menakibu-u Al-i Ebi Talib, 4/92; el-Kamil Fi’t-Tarih, 3/271
9-el-İrşad, adlı eserde bunun yetmiş kişilik bir kuvvet olduğu belirtilmektedir.
10-Daha ayrıntılı bilgi için bk. A’yanu’ş-Şia, 1/592; İ’lamu’l-Vera, 1/442; el-Kamil Fi’t-Tarih; 4/32; el-Futuh, 5/88; Tarihu’t-Taberi, 4/280; Mekatilu’t-Talibiyyin, s. 92

Google+ WhatsApp