Yezid Kimdir?

Yezid Kimdir?

İçki içen, köpekler ve maymunlarla oynayan ayyaş bir gençti.3 Annesi Becdel-i Kelbî'nin kızı Meysun'dur.4 Meysun, babasının kölesiyle ilişkiye girmiş, netice itibarıyla Yezid, bu köleden dünyaya gelmişti

Yezid Kimdir?
Verdiği komutla Kerbela hadisesini gerçekleştiren zalim ve cinayetkar Emevî halifesidir. Hicrî 25 (M.645) yılında dünyaya geldi.
İçki içen, köpekler ve maymunlarla oynayan ayyaş bir gençti.3 Annesi Becdel-i Kelbî'nin kızı Meysun'dur.4 Meysun, babasının kölesiyle ilişkiye girmiş, netice itibarıyla Yezid, bu köleden dünyaya gelmişti. (1)
İri yapılı, şişman, gür saçlı, elleri ve kolları oldukça kıllı bir yapıya sahip olan Yezid köpek, maymun ve eşek gibi hayvanlarla oynamayı çok severdi. İçki, kumar, kadın, müzik, dans ve avcılık onun için vazgeçilmez eğlence kaynaklarıydı. Aşırı içki yüzünden çoğu kez namaz kılmazdı. (2)
Muaviye ölmeden önce onu veliaht ilan etmiş, Yezid için birçoklarından biat almıştı. Yezid'in hilafeti sırasında gönül eğlendirme isi (İslam'ın merkezi olan) Mekke ve Medine'ye de yayılmış, fuhuş ve fesat her yanı sarmıştı. Halk (Peygamber zamanında içkiyi ağzına bile sürmezken) onun zamanında alenî olarak içki içmeye başlamıştı. (3)
Yezid, sarayında çeşitli hayvanlara yer vermişti. Oldukça sevdiği bir maymunu vardı. Aşırı ilgisinden dolayı ona «Ebu Kays» adını vermiş, onun için özel bir taht yaptırmış ve kendi tahtında ona yer vermişti. Maymunu için özel olarak yetiştirdiği bir eşeği de vardı.
Üzerini çeşitli ziynet eşyalarıyla süsletir, maymunu onun üzerine çıkarır, senliklerde (insanlarla birlikte) yarışa sokardı. Biricik maymunu Ebu Kays için sarı ve kırmızı ipekten örülü, kenarları dikili bir gömlek yaptırmış, basına da rengârenk bir kasket geçirmişti. (4)
İmam Hüseyin (a.s), Mervan ile Medine valisinin biat alma yönündeki baskılarına maruz kaldığında Yezid'in fasıklıgına değinerek "Yezid fasık, içki içen, saygın insanları öldüren ve alenen fısk isleyen bir kimsedir. Benim gibi biri onun gibi birine asla biat etmez!" (5)
buyurmuştur.
İmam Hüseyin (a.s) daha önceleri de Yezid'i bu şekilde tanıtmıştı. Zira bir gün, toplantıların birinde, Yezid'i öven Muaviye'ye itiraz etmiş, oğlunun kötü islerini sıralamış ve Muaviye'yi, oğlu adına insanlardan biat aldığı için kınamıştı. (6)
Yezid, İmam Hüseyin'in şehadetinin ardından Ubeydullah b. Ziyad'ın zaferinin şerefine içki sofrası hazırlatmış, sâkiye hitaben söyle bir şiir okumuştu:
Bir kadeh içki ver, söyle kendime geleyim
Bir kadeh de su İbn-i Ziyad fasıgına ver!
Çünkü o, benim sırdaşım, güven kaynağım
Ve bana zaferi getiren tek arkadaşımdır (7)

O da tıpkı Muaviye gibi Beytülmâl'i gereksiz yerlerde harcıyor, dindar insanları öldürüyor ve İslam hükümeti adı altında fısk-ü fücur ile meşgul oluyordu. Medine valisine, zor kullanarak da olsa Hz. Hüseyin'den biat almasını ve karsı geldiği takdirde basını vurmasını emretmişti.
Kufe'de, Müslim b. Akil'in etrafında toplanan İmam Hüseyin taraftarlarını kontrol altında tutmak için İbn-i Ziyad'ı buraya vali olarak atamış, İmam Hüseyin (a.s) hakkındaki ölüm fermanını yinelemişti. İbn-i Cuzî, Yezid hakkında söyle der:
Üç yıl böylesine hükümet eden biri hakkında (siz olsanız) nasıl hükmedersiniz: Hükümetinin ilk yılında Hz. Hüseyin'i (a.s) şehit etti. İkinci yılında Medine şehrine saldırdı, Peygamber'in (s.a.a) haremine sığınanların kanını döktü ve Müslümanların namusunu askerleri için helal kıldı; üçüncü yılında ise Kâbe'yi (mancınıklarla) tas yağmuruna tutarak harabeye çevirdi. (8)
Yezid, saltanatının ilk senesinde hayatının en büyük zulmünü işleyerek İmam Hüseyin (a.s) ve yarenlerini Kerbela'da şehit etti; kadınlar, çocuklar ve hastalardan oluşan Ehlibeyt hanedanını ise esir alarak şehir şehir dolaştırdı, onların hürmetini ayaklar altına alıp baslarını açtırdı; basları açık ve elbiseleri paramparça edilmiş bir vaziyette onları halka teshir ettirdi. İkinci senesinde Müslim b. Ukbe (9) komutanlığında Medine'ye büyük bir ordu yollayarak arzu ettikleri her şeyi yapabilmeleri konusunda onları üç gün serbest bıraktı. Böylece onlar, Medine halkını bir bir
kılıçtan geçirip kadınlarına ve kızlarına alenen tecavüz ettiler, mallarını yağmaladılar. Canlarını korumak için kadınlı-çocuklu Resul-i Ekrem'in (s.a.a) haremine sığınan Müslümanları atlarıyla birlikte hareme girerek gözlerini bile kırpmadan kılıçtan geçirdiler. Öyle ki, Bedir savaşçılarından geriye kimseyi bırakmadılar. Uzun süre haremde kalıp atlarının pislikleriyle Harem-i Şerif’i kirlettiler.(10) Üç gün içerisinde 12 bin (bir başka rivayete göre de 10 bin) kız bakireliğini yitirdi, binlerce kadın dul ve on binlerce çocuk yetim kaldı, sokaklar kan gölüne döndü.(11) Tecavüze uğrayan bu kızlar, bir müddet sonra onların kirli çocuklarını dünyaya getirdi. İgfalden türeme bu çocuklara «Evlad'ul-Harra» adı verildi. (12) Yezid'in Medine'ye vali olarak atadıgı Osman b. Muhammed b. Ebu Süfyan'ın, Mervan b. Hakem ve diğer Emevîlerle birlikte halk tarafından şehirden kovulması, halkın; "Peygamber (s.a.a) evlatlarının katili olan, yakınlarıyla cinsel ilişkiye giren, namaz kılmayan ve gününü içki içmekle geçiren biri hilafete layık değildir" diyerek Yezid'i hilafetten azletmeleri ve onun yerine Abdullah b. Hanzala'ya (13) biat etmeleri, bu katliama gerekçe olarak gösterilmiştir. (14) (Bkz: Harra Olayı) Yine aynı ordu, Hicrî 64 (M.683) yılında Abdullah b. Zubeyr'in kıyamını bastırmak için görevlendirilmiş, bu kez de Mekke şehrine girerek Mescidü'l-Haram'ı tas yağmuruna tutmuş, Kâbe'yi yakıp yıkmış ve
bazı insanları da burada kılıçtan geçirmişti. (15)
Bu olay da kısaca söyle gelişti: Müslim b. Ukbe, Yezid'in emriyle yaptığı onca zulümden sonra halkı Yezid'e biate zorladı, karsı çıkanları öldürdü. Nihayet, halk kılıç zoruyla Yezid'in kölesi olmayı kabul edince buradan ayrılarak ordusuyla birlikte, Muaviye'nin ölümünden sonra Mekke halkını etrafında toplayıp kendisi için biat alan Abdullah b. Zübeyr'e de hesap sorma amacıyla Mekke'ye doğru yola koyuldu. Ancak yolculuk sırasında Azrail'in eliyle cehenneme vasıl olunca komuta Yezid tarafından Husayn b. Numeyr'e verildi. Husayn, ordusuyla Mekke'yi kuşatıp şehri mancınıklarla tasa tuttu. Şehir halkının evlerini viran etmekle yetinmeyip Beytullah'a sığınanları da hedef aldı. Bu amaçla Kâbeyi tasladı. Duvarlarını yıkıp Beytullah'ı harabeye çevirdi.
Hz. İsmail'in (a.s) yerine kurban olarak kesilen ve Müslümanlar tarafından teberrüken ziyaret edilen koçun boynuzları da mancınıklarla atılan alevli taslarla yanıp kül oldu. Bu vakıa, Yezid'in ölümünden 11 gün önce gerçekleşmişti. (16) Yezid'in yaptığı yüzkarası isler bu kitaba sığmayacak kadar fazladır. (17) Hicretin 64. senesinde (M.683) (18) Rebiyülevvel'in 14'ünde, Çarşamba günü, (19) 38 yasındayken geçirdiği bir hastalık sonucu (20) Dımeşk dolaylarındaki
Havarin'de (21) ölen Yezid, daha sonra Babu's-Sagir'de toprağa verildi. (22)
Yezid, Muaviye'nin ardından 3 yıl, 8 ay kadar kısa bir süre hüküm sürmüştür. (23)

Alıntı: İmam Ali Ansiklopedisi

1-Muntehe'l-Âmal, Seyh Abbas Kummî, c.3, s.55-56, 1417 (h.k) tarihli Kum basımı.
2-Murucu'z-Zeheb, Mesudî, c.3, s.77, Beyrut basımı; el-Bidaye ven-Nihaye, İbn-i
Kesir, c.8, s.216.
3-Murucu'z-Zeheb, c.3, s.77, Beyrut basımı; Tarih-i Yâkubî, c.2 (Cahiz, Tahran
basımı et-Tacu'l-Muluk adlı eserinde bu konu hakkında söyle der: "İslam ülkelerine hükümet eden sultanlardan sürekli olarak içki içen Yezid b. Muaviye'dir. Zira o, hiçbir sabahı sarhoş olmadan aksam etmez, hiçbir geceyi de içki içmeden sabahlamazdı.
4-Murucu'z-Zeheb, c.3, s.79, Beyrut basımı; Muntehe'l-Âmal, c.3, s.57.
5-Biharu'l-Envar, c.44, s.325.
6-el-Gadir, c.1, s.248.
7-Muntehe'l-Âmal, Murucu'z-Zeheb'den naklen, c.3, s.57.
8-Tezkiretu'l-Havas, _bn-i Cevzî, s.164.
9-Acımasızlığı, zorbalığı ve dinden uzak olusu nedeniyle halk onu Müslim yerine,
«Müsrif» veya «Mücrim» olarak da çağırırdı. Bu nedenle bazı tarih kitaplarında adı Müsrif veya Mücrim b. Ukbe seklinde de gelmiştir. Çev.
10-Daha fazla bilgi için bkz: Murucu'z-Zeheb, Mesudî, c.3, c.78-79; Tarih-i Yâkubî,
c.2, s.250; Tarih-i Taberî, c.5, s.489 ve sonrası, Mısır basımı; el-Bidaye ve'n-
Nihaye, İbn-i Kesir, c.8, s.217-224.
11-Hasimogulları, Kureys ve Ensar'dan dört bin kişi (bir başka görüşe göre 700
kişi), bu katliamda can vermişlerdir. Diğer kabilelerden ise 10 bin kişinin öldüğü rivayet
edilmiştir.
12-Muntehe'l-Âmal, c.3, s.60.
13-Abdullah, Resul-i Ekrem'in sadık sahabelerinden Hanzala'nın oğludur. Hanzala,
Uhut Savası'ndan bir gün önce evlenmiş, ertesi gün cihat emrini alır almaz cenabet guslü alamadan Resulullah'ın (s.a.a) ordusuna katılmış, savaş sonunda bu haliyle şehit
düşmüştür. Resul-i Ekrem onun için "Onu melekler guslettiler" buyurmuştur. Bu nedenle Hanzala'ya «Gasil'ul-Melaike» (meleklerin guslettiği kişi) denmiştir. Abdullah da Hanzala'nın Uhut Savası öncesi hanımıyla yaptığı ilk ve son ilişkisinden doğan tek oğludur. (Sire-i Halebi; Uhut Vakası bölümü, c.2, s.240, Beyrut basımı)
14-Murucu'z-Zeheb, Mesudî, c.3, s.79; el-Bidaye ve'n-Nihaye, İbn-i Kesir, c.8, s.216.
15-Murucu'z-Zeheb, c.3, s.69-72; el-_kdu'l-Ferid, c.5, s.139.
16-Muntehe'l-Âmal; c.3, s.63.
17-Bu konuda daha genis bilgi için bkz: Hayatu'l-_mam el-Hüseyin, c.2, s.180; el-
Gadir, c.10, s.248-256; Tarih-i Mufassal-ı İslam, İmad Zade, s.267.
18-el-Kâmil, İbn-i Esir, c.4, s.125; el-Bidaye ve'n-Nihaye, İbn-i Kesir, c.8, s.146
ve 227 (14 Rebiyülevvel'de hicretin 63. senesinde öldügünü yazanlar da vardır. Bu
konuda bkz: Sugname-i Âl-i Muhammed; Muhammed Muhammedi İştihardî, s.539,
1992 tarihli Kum basımı.)
19-Muntehe'l-Âmal; Seyh Abbas Kummî, c.3, s.72.
20-Ölüm sebebi konusunda bir baska rivayet de söyledir: Yezid bir gün askerleriyle birlikte ava çıkmıştı. Avcılık sırasında avın peşinden koşarken tek kaldı. Atı ürktü ve Yezid'i aşağı fırlatıp koşmaya başladı. Yezid'in ayağı ayaklıkta takılı kalınca atla birlikte sürüklenip feci şekilde can verdi. Paramparça olmuş cesedi bulunduğunda tanınmayacak haldeydi. Çev.
21-Murucu'z-Zeheb, Mesudî, c.3, s.53. Havareyn, Sam'da bir semtin adıdır.
22-Sefinetu'l-Bihar, c.1, s.582.
23-Yezid'in saltanatı konusunda da ulema arasında ihtilaf vardır. Bu sürenin 2 yıl ve 8 ay olduğunu rivayet edenlerin yanı sıra 3 yıl ve 9 ay olduğunu rivayet edenler de vardır; bkz: Bihar'ul-Envar, Allame Meclisî, c.45, s.353; Nefesu'l-Mehmum, Merhum Seyh Abbas Kummî, s.332.

Google+ WhatsApp