Hz. Muhammed (s.a.a) ve Kurân

Hz. Muhammed (s.a.a) ve Kurân

Yedinci asırda bütün dinler şu vaziyette idi: Biri çıkıp da gerçekten İbrahim'in, Musa'nın, İsa'nın veya diğer peygamberlerin getirdiği esasları elde etmek isteseydi, bunlara ulaşamazdı.

Hz. Muhammed (s.a.a) ve Kurân

M. S. Yedinci asırda bütün dinler şu vaziyette idi: Biri çıkıp da gerçekten İbrahim'in, Musa'nın, İsa'nın veya diğer peygamberlerin getirdiği esasları elde etmek isteseydi, bunlara ulaşamazdı. Zira bu iş için itimada değer belgeler ve kaynaklar yoktu. Ne Tevrat açık ve kabule değer bir tarihe sahipti, ne İncil, ne de diğer peygamberlere gelen kitaplar. Tahrif eli, bütün bu kitaplarda işe girişmiş, bunların dini itibar ve değerini, tarihi önemini ortadan kaldırmıştı.

Böylesi bir zamanda Hz. Muhammed (s.a.a) Allah tarafından ilahi hakikatleri vahiy yoluyla almak ve halka ulaştırmakla görevlendirildi.

Tarihin kesin şahitliği ile Hz. Muhammed'in (s.a.a) Allah'tan getirdiği ayetler tam olarak mucizevî bir şekle sahipti. Hiç kimse onları taklit edemiyordu ve bir benzerini getiremiyordu. Bu özellik, ayetlerin tahriften korunmasında çok etkili idi. Buna ilave olarak, o asırda bu ayetlerin hemen tamamı Kurân adıyla herkesin eline ulaştı ve hıfzedilerek süratle yayıldı. Bu süratli yayılma ve düzenlilik, ondört asırlık zaman boyunca Kurân'ı, her türlü tahrifattan korumaya yetti. Bugün Kurân ondört asır önceki haliyle apaçık bir belge olarak ortada durmaktadır.

Böylesi tahriften uzak birinci derecedeki otantik bir kayna­ğın elde olması Müslüman olsun veya olmasın herkes için bir imtiyazdır. Bu durum insanlara her alanda ve her zaman Kurân'ı anlamak, İslam'ı doğrudan Kurân'dan tanımak ve İslam'ı her türlü hurafeden uzak bir biçimde aslından öğrenmek imkânını vermektedir.

Google+ WhatsApp