Melekler ve Şeytanlar

Melekler ve Şeytanlar

Ama Kur’an-ı Kerim’in açıklaması bu görüşün aksinedir. Kur’an-ı Kerim, melek ve şeytanların duyu çerçevesine girmeyen gerçek bir varlık ve idrak sahibi yaratıkları olduğunu bildirmiştir.

Melekler ve Şeytanlar
Önceki bölümde (b- bölümü) açıklanan görüşe göre, melek, insanı hayır ve saadete yönelten doğal güçlere, şeytan ise insanı kötülük ve mutsuzluğa yönelten tabii güçlere denir. Ama Kur’an-ı Kerim’in açıklaması bu görüşün aksinedir. Kur’an-ı Kerim, melek ve şeytanların duyu çerçevesine girmeyen gerçek bir varlık ve idrak sahibi yaratıkları olduğunu bildirmiştir.
Bu konuyla ilgili olarak 2. maddede zikretmiş olduğumuz bir kaç ayet-i kerime’den anlaşıldığına göre, melekler irade ve idrakle gerçekleşen işleri yapmaya k­âdir, inanç sahibi, müstakil yaratıklardırlar. Değinmediğimiz daha başka ayetlerde de bu konu açıklanmaktadır. Şeytanlara gelince, İblis’in Adem’e secde etmemesi ve Allah’la onun arasında geçen konuşma konusuna Kur’an’ın değişik surelerinde deyinilmiştir. İblis, Allah-u Teâlâ’ya mukarreb olan makamdan atılınca şöyle diyor:
“Bütün Adem oğullarını saptıracağım, ihlaslı kullarım hariç”[1]
Allah’u Teâlâ ise, cevapta şöyle buyurmaktadır:
“Cehennemi sen ve sana uyanlarla dolduracağım.”[2]
Bir amele ceza vermek için ceza görenin idrak ve şuur sahibi olması gerektiği açıktır. (Demek ki İblis, idrak sahibi bir yaratıktır).
Yine Allah-u müteal diğer bir ayette, şeytanın insanları tehdit etmesi üzerine şöyle buyurmaktadır.
İblis, insanlar hakkındaki zannını gerçekleştirdi; mü’minlerden bir grup hariç (herkes) ona uydular.”[3]
Görüldüğü gibi bu ayet-i kerime İblis’i zan ve düşünce sahibi bir yaratık olarak nitelendirmiştir.
Yine diğer bir yerde şöyle buyurmaktadır:
 “Şeytan iş bittikten sonra dedi: “Allah size vâde verdi, hak vade ve ben size vâde verdim ve size verdiğim vâdeme hilaf ettim öyleyse beni kınayacağınıza kendinizi kınayın.”[4]
Belli olduğu gibi kınama sadece idrak ve irade sahibi varlıklarla ilgili olabilir.
Yukarıda zikredilen ayetler ve bu manada olan diğer bazı ayetler, şeytanı ancak şuur ve müstakil irade sahibi bir varlığın nitelenebileceği vasıflarla nitelendirmiştir. Böyle vasıflar tabii güçler hakkında geçerli olamaz.
CİN
Melekler ve şeytanlar hakkında zikrolunan ayetlerin benzeri daha çok ve açık bir ifade şeklinde cin hakkında gelmiştir. Allah-u Müteal, kendi baba ve anlarının iman çağrısına uymayarak iman getirmeyenler ve Allah’ın dinini hurafe ve efsane sayanlar şöyle buyuruyor:
“Bunlar, öyle kişilerdir ki, cinden ve insanlardan, daha önce gelip geçen ümmetler içinde, onlara da azaba uğrayacaklarına dair söylenen söz hak olmuştur. Şüphe yok ki onlar, ziyana uğramışlardır.”[5]
Bu ayet gereğince cinler de insanlar gibi çeşitli ümmetlere ayrılmakta ve insanlar gibi mükellefiyeti, hayatı ve ölümü olan varlıklardır. Diğer bir ayette şöyle buyurmaktadır:
 “An o zamanı ki hani cinlerin bir bölüğünü, Kur’an dinlesinler diye senin bulunduğun tarafa yollamıştık; oraya gelince birbirlerine susun demişlerdi; bitince de korkutmak için kavimlerine dönmüşleri. Ey kavmimiz demişlerdi, gerçekten de biz Musa’dan sonra indirilmiş bir kitap duyduk ki, önceki kitapları gerçeklemede, gerçeği ve doğru yolu göstermede. Ey kavmimiz icabet edin Allah’a çağırana ve inanın ona da suçlarınızın bir kısmını bağışlasın ve sizi korusun elemli azaptan ve kim icabet etmezse Allah’a çağırana, artık o yeryüzünde Allah’a aciz bırakamaz ve ondan başka yardımcıları da yoktur. Bunlardır apaçık sapıklığa düşenler.”[6]
Cinlerin de insanlar gibi irade, idrak ve yükümlülük sahibi müstakil varlıklar olduğu bu kıssadan açıkça anlaşılmaktadır. Yine bu konuyu ispatlamada geçen ayetlerden geri kalmayan başka ayetler de mevcuttur. Kıyametler ilgili ayetler arasında bunun örneklerine rastlanabilir. 
--------------------------------------------------------------------------------
[1] - Sad/83.
[2] - Sad/85.
[3] - Sebe/20.
[4] - İbrahim/22.
[5] - Ahkaf/18.
[6] - Ahkaf/29-32.

Google+ WhatsApp